• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 2 °C

Ahlaksız ilişki

Yavuz Delal

Ahlaksız oluş bizzat sistemin kendisinden kaynaklanmakta ve sistem ahlaksız oluşu kendisinden başkasına borçlu bulunmamaktadır.

Sistemin yapısallığı bakımından ahlaksız oluş ontolojik bir dayanağa sahiptir. Bu ontolojik dayanak içerisindeki toplum da bizzat kendinden ahlaksızdır.

Ahlaksız oluşun bizzat kendisi sistemin ve toplumun birbiriyle kurduğu yegâne ilişkidir.

Aslında geniş anlamda ahlaksız oluş sistemin ontolojik bir dayanağı olsa da dar anlamda ahlaksız oluş ne sistemin ne de toplumun kendisidir; ahlaksız oluş, toplumu sisteme, sistemi de topluma bağlayan ilişkidir.

Örneğin, toplum bilinci ile toplumun bilincini kuşatan sistem ya da bizzat sistemi temsil eden, ister maddi ister manevi olsun, herhangi bir sembolik varlıkla, sözgelimi “egemenliğin millete ait olmasıyla” kurulan ilişki bizzat ahlaksızdır.

Ahlaksız oluş, kamusal otoritelerle toplumsal varlıkların hem birbirleriyle hem de kendi aralarında kurdukları yegâne ilişki olduğu için ahlaksız oluşun salt bir varlığı, sistem ve toplumu teşkil eden bütünün sadece bir parçasını, sözgelimi resmi kurucu rejimi veya kurucu rejimin elit kesimlerini temsil ettiğini söylemek mümkün değildir.

Ahlaksız oluş, varlıklar arasında kurulan ilişkinin kavşağı olduğu için veya en dar anlamda yalnızca bir “ilişki” olduğu için onun bir varlık çeşidi olduğu söylenemez.

Ahlaksız oluş, bir ilişki olduğu için de artık ahlaksız olan budur ya da bu parti, bu ideoloji, bu medya, bu cemaat, bu örgüt, bu lider, bu iktidar, bu muhalefet, bu kişi veya bu kurum ahlaksızdır denmez.

Çünkü bütün bunların bizzat var oluşu ahlaksız ilişki ile mümkün olmuştur. Böylece ahlaksız oluşun bir varlık olmadığı, bir ilişki olduğu ama bu ilişkiyle şahlananların birer varlık olduğu söylenebilir.

Böylelikle bir oluş olarak; “ahlaksızlık, ben’den bağımsız olarak sen’de var!” denemez! Çünkü dürüstçe diyebileceğimiz şey şudur; “sen bana ahlaksız olarak görünüyorsun ve (eminim) ben de sana ahlaksız olarak görünüyorum!”

Ahlaksız oluş, bizzat sistemin ve sistemin yapısallığı içerisindeki bizzat toplumun ilişkisidir ve kendi akışında bu ilişki sabit bir ilişki de değildir. Dolayısıyla ilişkinin ontolojisi ahlaksız oluştur; bu yüzden ilişkinin ideolojisinin, egemeninin, mezhebinin, rejiminin, renginin veya kıvamının değişmesi ilişkiyi ahlaksız oluştan çıkarmaz!

Çünkü:

Tarihin yegâne kırılma noktalarını teşkil eden peygamberlerin bizzat kendilerinden ve bu ilişkiden kendini uzak tutmaya çabalamış, bu yüzden de kaybolmuş, hiçbir etkinliği olmayan, sözgelimi Mekke’deki Hanifler gibi bir avuç insandan ve hem sistemle ilişkiye ahlaksız oluş geleneğini yeniden getiren karşıtlarına hem de kendi şiasının ahlaksız oluş ilişkisine itiraz eden Ali gibi birkaç kâmil insandan başka hiçbir varlık, ahlaksız oluş ilişkisiyle var olan sistem ve topumun ikisini birden karşısına almamıştır.

Ahlaksız oluş ilişkisini yalnızca teorik olarak sorgulamanın yegâne yolu hem sistemle hem de toplumla en uygun üslupla kozları paylaşmaktır; tabii öncelikle ahlaksız oluş ilişkisi içerisinde kendini varlık yapan bireysel, toplumsal veya kurumsal tarihin çirkinlikleriyle kozları paylaşarak!

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89