• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 31 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 37 °C
  • Berlin 23 °C

Ah Kuramsızlık!

Yavuz Delal

Bugünlerde de Türkiye’nin ve bize göre Kürdistan’ın politik gündeminin neyle meşgul olduğu malum.

Malum olan bir diğer şey de, bu malum olan gündemin onlarca kez tekrarlanmış olmasıdır.

Barış ve savaş diline gönderme yapan biton beylik laf uçuşup durmakta yine.

Tıpkı daha önce onlarca kez olduğu gibi!

Kürtlerin egemenlik hakkı rafa kalkmış bu çığlıklarda, belki de çığırtkanlıklarda demek lazım!

Bana kalırsa TC ve kendi kamuoyu açısından mesele normal mecrasında akıyor. Yani kibir ve zulüm mecrasında! Kibir ve zulümden ne kadar kısarlar veya kibir ve zulümden ne zaman vazgeçerler bilemiyorum…

Bu hem konjonktürün iteklemesine, hem Türk ıtlak olunan kamuoyunun zoraki iknasına, hem de Kürtlerin zihni ve fiziki direncine bağlı bir şey!

Kürtler tarih boyunca fiziki direnci hiç esirgemediler. Son otuz yıl dahi buna yeter derecede örnektir. Fakat zihni dirençleri için aynı şeyi söylemek çok kolay değil.

Zihni direncin çok ciddi sıkıntılar yaşıyor olmasının temel nedeni, bana kalırsa, kuramsızlıktır.

Kürdistan’da, Kürt sosyopolitik’ine hem seküler hem de dini bakımdan biçim ve yön veren örgütlü yapılar, söylenceye konu edildiği gibi ister Kürdî olanı olsun ister Kürdî olmayanı olsun, “Kürt sorunu”nda hedefler ve hedeflere dair kuramsal çerçeveler oluşturmuş veya sunmuş değil.

Bir şeyler var elbet, ama bu var olanlardan emin olmak o kadar kolay değil.

Çünkü manifesto veya tüzük veyahut da deklarasyon biçimiyle önümüze konan kurama dair yazıtlar, ayrıca içerisinden kuram keşfedilmeye muhtaç metinlerdir.

Savaşan ne için savaşır veya savaş ne anlama gelir. Keza barış da öyle; barışan ne için barışır veya barış ne anlama gelir!

Bunları izah edecek kuramsal temelden yoksun olduğumuzu bu metinler elverişli kılmaktadır.

Bağımsızlık veya federasyondan bahseden kişi veya kurum tekleri üniter yapı içerisinde çözümü zorlamaya çalışabiliyorsa!

İşgalden ve sömürgeden bahseden kişi veya kurum tekleri sonucu demokrasi ve insan hakları mücadelesiyle tesis edeceğine inanıyorsa!

Egemenlik talep eden kişi veya kurum tekleri TC’ye devlet diyebiliyorsa!

Katıksız Kürt milliyetçisi olarak kendini takdim eden kişi ve kurum tekleri, katıksız Türk milliyetçileriyle kol kola savaşa hayır, şiddete son diyebiliyorsa!

Dini argümanlar ileri süren kişi veya kurum tekleri uhrevi saadeti özgürleşmeden elverişli kılacağını düşünebiliyorsa!

Ortada baya bir kuram karmaşası var demektir.

Bu kuramsızlık sayesinde savaş veya barış tartışmaları yalnızca yorgunluk veriyor!

Kürt siyaseti ve Kürt hareketi diye bilinen ve de Kürt siyaseti ve Kürt hareketi olma yönünde yeni yeni hedefler belirlemiş bulunan kişi ve kurum teklerinin Kürt halkına şunu izah etmeleri herhalde gereklidir:

Ne için savaşıyoruz ve ne için ölüyoruz! Ve ne için barışıyoruz!

Veya

Ne için savaşacağız ve ne için öleceğiz!  Ve ne için barışacağız!

Hedef, -anayasa düzenlemeleriyle- TC’nin bölgesinde güçlü ve müreffeh ve devlet-toplum ilişkisini kuvvetli bir sözleşmeyle toplum lehine kurmuş adil bir yönetimi olan ve modern dünya ile bağlantısını kurabilmiş bir ülke olabilmesini sağlamak için güçlü bir muhalefet ise, silahlı savaşım vermek ve bu uğurda ölmek ve öldürmek ne tür bir kuramın sonucudur?

Hedef, Kürtlerin Kürdistan’da ülkesi ve milletiyle kendi egemenliği hakkında kendisinin yetki sahibi olması yani özgürlüğü ise ve bu yolda bir yöntem olarak silahlı savaşım tercih edilmiş ve sürdürülmüş ise, bu hedefe varmadan hem savaşmak hem de barışmak ne tür bir kuramın sonucudur?

Aktüel gündem peşine takılmak, Türkiye’de insanın entelektüel imkânlarını yok etmekle eşgüdümlü olmuştur her zaman. Kuramsızlık ise, bu tür bir gündemin kaçınılmaz kurbanı olmak demektir.

Kökü derinlerde olan iyi niyetli insanların, bana kalırsa aktüel gündemden savrulmaları ve kuram tartışmalarına uçup konmaları icap eder.

Tekrar etmekte fayda var!

Kürt siyaseti ve hareketi, -dini veya seküler- o her kim ise; eğer tüm toplumsal, politik ve ekonomik sorunları Türkiye Cumhuriyetinin sosyal, politik ve ekonomik sınırları dâhilinde halletmeyi hedefliyorsa, bu bize açıkça söylenmelidir. Böyle değilse, bu da bize açıkça söylenmelidir.

İşte o zaman savaş ve barış hakkında tartışmanın bir anlamı olacaktır!

Kuramsızlık özgürlük istemini içeriksizleştirir.

Onu bir bedel karşılığı kendini satan eşyaya çevirir.

Ve zamanla tüm manevi cazibesini yitirir. Artık eskimiş bir meta gibi neredeyse iğrenilecek bir hale gelir.

Hangi özgürlüğün hangi yöntemle peşinde koştuğunu Kürt halkının bilmesi kadar doğal bir şey olamaz!

Onun hakkı ondan esirgenemez!

Azadi, ah azadi!

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89