• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 16 °C

‘Ağlama anne güzel yerdeyim...’

Reyhan Yalçındağ

Başlık, Roboskî katliamıyla ilgili çekilen belgesel filmin ismi; devletin bombalarıyla oğlunun parçalanan bedeni katır sırtında taşınan bir annenin, her gece rüyasında gördüğü oğlu, ona böyle sesleniyormuş.

Öyle ya, birilerinin oğulları/kızları büyük holdinglerin hissedarları olsunlar, CEO’ları olsunlar, College of London’da, Oxford’da okusunlar; bu halkın yoksul çocukları gencecik yaşta toprağa düşsün.

Sahi, ey yarım gülüşlü, dünya güzeli çocuklar; düştüğünüz toprak, yattığınız yer güzel midir; yoksa oradan da gözyaşları bir türlü dinmek bilmeyen annelerinize içiniz yanar da ondan mıdır “yattığım yer güzeldir, anne!” diye seslenişiniz?

Bu halkın evlatları ya dağda, ya zındanda ya da toprakta.

Bu “yer”lerin hangisini kendi evladına reva görür bu ülkenin dünyanın en “becerikli” yöneticileri!

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Kabine üyeleri, askeri ve yargı bürokratları, hanginiz evladınızı bu üç yerden birinde görmeye dayanabilirsiniz?

“Sen Ne Biçim Müslümansın?”

Ne garip, cezaevlerinde ölüme yatmış yüzlerce Kürdü inkar eden, önce “açlık grevinde hiç kimse yoktur” diyen Başbakanın ardından Adalet Bakanı 683 kişinin açlık grevinde olduğunu söylemiş; sonra da aydınlar girişiminden Prof. Mehmet Bekaroğlu, Başbakan’a böyle seslenmişti. Bile bile insanların ölümüne göz yummanın, direnişlerini yok saymanın, hukuki-insani-vicdani-meşru taleplerini görmezden gelmenin karşısında Bekaroğlu’na verecek bir cevabı yoktu tabii ki Erdoğan’ın.

Şimdi de kalkmış, kendi halkına zulüm uyguluyor diye, Suriye Devlet Başkanı Esad’a “sen nasıl müslümansın?” diyebiliyor aynı Başbakan!

“Ben bir anayım!”

28 Şubatı Araştırma TBMM Komisyonu üyeleri, dün Tansu Çiller’i dinlediler. –Zaten bu ülkede sanırsınız sadece 28 Şubat’ta asker/illegal devlet, yönetime el koydu! Aynı ısrarı 30 yıl boyunca işlenen sayısız insanlık suçu/savaş suçu için neden göstermiyorsunuz? Bugüne kadar BDP/DTP’nin konuyla ilgili verdiği komisyon kurulması önerilerinin tümünün reddedildiğini de hatırlayalım!-

Sırrı S.Önder’in, başbakanlığı sırasında 1.500 köyün yakılmasını, Kürt işadamlarının öldürülmesini, faili meçhul cinayetleri sorması üzerine gözleri dolan Çiller’in “ben bir anayım, nasıl böyle şeyler yaptığıma inanabilirsiniz?” söylemi ne kadar inandırıcı! Sadece benim takip ettiğim ve AİHM’de sonuçlanan davalar bile, Çiller tarihini özetlemeye yeter de artar bile! AİHM’nin arşivi, bir gün “hakikatler gerçekten araştırılıp adalet tesis edildiğinde” gelecek kuşaklara ciddi bir bellek oluşturacaktır nitekim.

Ne yani, 28 Mart 2006’da Amed sokaklarında, Roboskî’de, sokak yürüyüşlerinde, mitinglerde öldürülen çocuklar sorulduğunda;

Hrant Dink davasındaki skandal hukuksuzluklar, adalet dışı karar sorulduğunda;

Tarihinde en fazla avukat, gazeteci, siyasetçi, kadın, çocuğun kendi iktidarı döneminde tutuklanan Başbakan unvanına sahip olduğu sorulduğunda,

“Dışarıdaki” insanlar yaşasın, ölmesin diye; Kürt sorunu çözülsün diye, onuruna sahip çıktı diye yüzlerce insanın açlık grevini inkarı ettiği sorulduğunda;

Kalkıp da “bunlara nasıl inanırsınız, ben her şeyden evvel bir babayım” mı diyecek?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89