• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 11 °C

Adam gibi adamların devrimi…

Ersin Tek

Hak, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar daha çok felsefidir.

Gerçekte insan hakları yerine, insanın ihtiyaçlarının olduğunu söylemek daha ilmî bir yaklaşımdır. Bu ihtiyaçlar elle tutulur gerçekler olabilir mesela. Aynı zamanda, insanlığın başarısı ve salâhiyeti bakımından bu ihtiyaçların karşılanması gerekiyor.

Fakat bugün çılgın projelerden bahseden, sokak ortasında küçük çocukları öldüren, yalan birlikten, şirk dininden dem vuran, diyanetin camilerini kendi hegemonyalarının teminatı gören iktidarın bu gerçeği bilmediğini görüyoruz. Bilseydi eğer, açlıktan kıvranan ve ezilen insanların durumunu görür ve düzeltirdi. Ama nerde. Sadece oyalama peşinde ve hegemonya kavgasında.

Ve yalnızca bunlar değil, bu iktidara/bu sisteme muhalif görünen kesimlerin de bu ihtiyaçlar gerçeğini doğru kavradığı kanısında değilim. Al birini vur ötekine. Bu yüzden sömürü, baskı, yoksunluk, yenilmişlik, teslimiyet aynen artarak devam ediyor. Kapitalist iktidarlar daha bir güçlenip varlığını sürdürüyor. Yıkıcı tesir alanları genişliyor habire…

Böyle sürüp gitmez ama. Çoğunluğun azınlığın tahakkümünden kurtulması gerek. İlahi adalet böyle diyor, böyle istiyor. Hiçbir şeyin anlamı yok bu şekilde çünkü. Bu yüzden sancıların/isyanların doğması kaçınılmazdır.

Toplumların/bireylerin var olma sancılarının sürdüğüne şahidiz. Son dönemde Ortadoğu’da bu sancıların dışavurumlarını daha yakıcı bir şekilde görüyoruz meydanlarda. İzahı basit, artık bu yalan, bu ikiyüzlü, bu acımasız düzenlerin yıkılma zamanı gelmiş bulunmakta.

Bunun için de, tek yol devrim! Adam gibi adamların devrimi…

Hürriyetsizlik izaha duyulmayacak kadar açıktır. Kuru sloganlarla, ideolojik kırıntılarla, anlamsız protesto biçimleriyle, zehirli kavramlarla ifade etmeye bile gerek yok. Lakin ezilen kesimlerin yanıldıkları ve kendilerini tuzağa düşürdükleri bir nokta var ki, çok trajiktir; o da demokrasi talebidir. Burası çok önemli! Bu ‘demokrasi talebi’nde büyük bir aldatmaca var. Demokrasi diye yutturulan ‘teslim alma planları’ var sadece. Ama farkında değil kimse. Perde arkasında dönen şey daha derin hesaplar oysa. Kimse bunu derinlemesine düşünmüyor, anlamaya çalışmıyor. Birilerinin yaptığı laf kalabalığına kanıyoruz. Şaşırıyoruz, oyuna geliyoruz. Göremiyoruz hakikati. Belki de işimize gelmiyor, kestirme denilen o yalan yola sapıyoruz. Ama hayır! Bu çare değil. Süregelen düzene entegre olmak daha kolay ve daha kestirme bir çözüm olarak görünüyor olabilir. Fakat bu, yanlıştır; gelecek bu şekilde ikna/işgal edilmiş zihinlerde değil, fethedilmiş yüreklerde/hayallerde oluşacak. Bunu anlamak zorundayız. İnancımızı kaybetmemeliyiz. Tarih böyle doğurdu kahramanlarını, tarih böyle yazıldı.

Özlemlerimizin yanıltıcılığına kapılıyoruz. Gerçekliğin çarpıntısına yenik düşüyoruz. İçinde bulunduğumuz somut kötü gerçekliğin kalıcı ve değişmez olduğuna inanıyoruz, inandırılıyoruz. Önümüze çıkarılan çıkmaza, çözüm demokraside diyerek sarılıyoruz ve daha bir hürriyetimizden oluyoruz. Kendimizi kandırıyoruz sadece. Kavram-lar-ın içindeki zehri yuttuğumuzun farkında değiliz. Bize ait değil bu kavramlar. Yaralarımızı sarmaya yetmez bu kavramlar. Demokratik hürriyetin sadece zenginler için olduğunu unutuyoruz. Bu hürriyet, zenginleri daha da zengin etmek için vardır. Özgürlüğü talep edenlerin kaçırdığı nokta burasıdır.

Ülkemizde muhalif görünenlerin büyük bir kısmının güçlülerle/iktidarlarla olan sapık bir ilişkisi var; ekonomik ve maddesel dünyaya olan bağımlılıkları yüzünden köle durumunda bulunmaktadırlar ve bu durumdan da kurtulamayacaklar asla. Bunlardan özgürlük, mücadele beklemek yanlıştır, saflıktır. Herkes özgürlüğünü kendisi alacak; inancını yitirmeyenler, vicdanını kirletmeyenler sadece…

Hz. Ali:‘‘Senin hastalığın kendi içindedir, sen bilemezsin; ilacın da kendi içindedir, ama sen görmezsin.’’ der.

İşte bu yüzden irade gücü gerekiyor. Herkes iradesine sahip çıkmalı. İrade gücü, insan için bir özellik unsuru olduğu gibi, insan ile hayvanı birbirinden ayıran temel bir unsur teşkil etmektedir. İnsan içinde bulunduğu gerçekliği değerlendiren tek varlıktır. Bu değerlendirme insanın varolma koşullarından biridir. İnsan gerçekliği değerlendirerek eylemde bulunur ve içinde bulunduğu tarihsel/kültürel dünyayı oluşturur. Bir kez meydana gelmiş olan ve nesnelleşen bu dünya da insanı oluşturur. İnsan tarihsel süreç içinde kendini gerçekleştiren bir varlıktır, ama aynı şekil de tarih de insanı meydana getirir. İnsan her dönemde ve çağda değerlerini yeniden değerlendirme ve yeni değerler arama/yaratma durumuyla karşı karşıya olması söz konusudur. Bugün de o noktayız. Artık hem bireysel, hem de toplumsal olarak irade iplerimizin kendi elimize geçmesi dönemidir.

Bugün Ortadoğu’da olan ve olacak olan şeyler özetle budur.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89