• BIST 89.844
  • Altın 145,078
  • Dolar 3,6250
  • Euro 3,9071
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 4 °C

Abdullah Öcalan barış için tarihi bir şanstır

Ömer Ağın

Devletin müzakere sürecini çok dikkate alması ve çözüm için samimi olduğunu göstermesi gerekir. Oyalamaların, entrikaların, galebe çalma çabalarının artık devlete ve hükümete de bir yarar getirmeyeceği görülmelidir. Şeffaf bir tutum, kamuoyuna açık bir süreç, diplomatik bir üslup çözüme giden yolun üzerindeki engellerin kalkmasına katkı yapacaktır.

Bu süreci kesintiye uğratacak en önemli engellerden biri devletin bu güne kadarki alışkanlıklarından vazgeçmemesidir. Yok sayma, baskı ve şiddet uygulama, psikolojik üstünlük sağlama, peşinden koşma, Türk kamuoyunu “vatan bölünecektir” tehdidi ile korkutma, emperyal güçlerle işbirliği yapma ve “dış güçlerin” baskılarına boyun eğme temelinde oluşan ve alışkanlık oluşturan politikalarıdır. Yüzyıla yakındır süregelen bu uygulamaların her iki tarafta da tahribat ve güvensizlik yarattığını biliyoruz. Bu olumsuz ortamı bir çırpıda ortadan kaldırmak, yok etmek olası değildir. Egemen güçlerde oluşan bu yönetim anlayışı Kürtlere karşı uygulanan yok sayma politikasının açtığı yaraları da bir çırpıda gidermek mümkün değildir. İsmet İnönü Hükümetlerinde de “Adliye Vekili” olarak görev yapmış olan Mahmut Esat Bozkurt’un “... Kürtler bu memlekette olsa olsa hizmetçi olabilirler” sözlerinin, bugün de başta meclis kürsüsü olmak üzere, yaşamın birçok alanında Kürtlere yönelik takınılan tavırlardan içerik olarak ne farkı vardır? Amacımız eski yaraları kaşımak değildir. Bu kimseye yarar sağlamaz. Uygulanan politikaların açtığı yaraları iyileştirmek her kesimin görevidir. Onur kırıcı söylemler sarfetmek eşit, demokratik ve barışçı çözüme zarar verir. Görünüşe bakıldığında İmralı sürecini destekleyen “medya dünyası” aklını başına toplasa, emin olun, şu “Türk sorunu” denilen “hassasiyet”ten geriye önemli bir şey kalmaz. Kürt sorunu nedir, anadilde eğitim hakkı neyi içeriyor, demokratik özerklik ne anlam ifade eder? Akıl ve sağduyu çerçevesinde ele alıp tartışmaya açılan bu konular, Türk halkının ezici çoğunluğu çözüm önerilerine kısa zamanda desteğini alır inanancındayım. Bu nedenle diyalog sürecinde kullanılan dil ve seçilen üslup konunun içeriğinde daha fazla önem taşımaktadır. Tam da bu noktada Abdullah Öcalan çözüm için tarihi bir olanaktır.

Neden mi?

PKK lideri Abdullah Öcalan çok hassas bir görev yüklendiğini bilmelidir. Karşı güçlerin olumsuz propagandasına rağmen Abdullah Öcalan soğukkanlı bir duruşla bir yandan tüm Kürtlerinin çıkarını titizlikle korumaya, diğer yandan Türkiye’nin kan kaybetmesini önlemeye çalışıyor.

Abdullah Öcalan sıradan Kürdün değil, demir kapılardan bükülmeden dimdik geçen, kimlikleri için sayısız evladını feda eden, devlet olmadan, devlet olmuş ulusların sahip oldukları tüm kurumların benzerini inşa eden ve demokratik ulus yolunda mesafe kat eden Kürtlerin lideridir.

Abdullah Öcalan ve Kürt özgürlük hareketi ”ulus devletlerin” toplumun hiçbir ciddi sorununu çözmediğini söylemekle kalmadı, aynı zamanda sorunun çözümünü sağlayan, eşitliğin, demokrasinin ve barışın teminatı olabilecek bir “devletin” (buna demokratik yapılanma demek daha doğru olacak) oluşum yolunu da göstermiş oldu.

Reel sosyalizmin çöküşünden sonra doğan teorik kaosun giderilmesi için dünya ölçeğinde dikkate alınan bir sosyo-ekonomik örgütlenme anlayışını geliştirdiler. Ulus devlete olan bakış açısı değişti. Bunun pratik anlamı ulus devleti sönümlemeye götüren ilk adımın atılmasıdır. “Özellikle ulus devletçiliği aşmak benim için çok önemliydi...” cümlesinde Abdullah Öcalan’ın teorik dehasını görmek olasıdır.

Doğası gereği böyle bir oluşumu ancak şiddeti dışlayan, demokratik ve barışçı yöntemle oluşturmak mümkündü. Kürtlerin elde ettikleri birikim ve buna bağlı geliştirdikleri çözüm biçimi barışçıl, demokratik yöntemden başkası olamaz. Değişen stratejiye uygun yöntem geliştirmenin sadece Kürtlerin gösterecekleri çabalarla olmayacağı açıktır. Egemen güçler elde etikleri kazanımları bir çırpıda bırakmazlar. Hem teorik, hem de pratik olarak barışçı demokratik yöntemin yeterince yol almayışının nedeni, o güçlerin eskiden gelen yok sayma anlayışı ve “sorunu” askeri yöntemlerle “çözmeden” vazgeçmemeleridir.

Öcalan’ın teorik düzeyi ve sezgisel zekası herkesin dikkatini çekiyor. Şimdi önerilen çözüm biçimini on yıllardan beri savunuyor. Bu düşünce defalarca değişik yerlerde yayınlandı.

Abdullah Öcalan’ın PKK üzerindeki etkisi ve Kürt halk lideri oluşu onu barışın önemli bir faktörü yapmıştır.

Kürt özgürlük hareketinin verdiği mücadele, Kürtlere ulusal ve ulusalararası düzeyde pratik bir statü kazandırdı. Kuzey Kürtlerinin elde ettiği en önemli kazanım budur.

PKK sadece Kuzeyde yaşayan Kürtlerden oluşan bir örgüt değildir. Barış sürecinin yol alması için Kürdistan’ın tüm parçalarında olup bitenler dikkate alınmalı. Rojava Kürtlerinin elde ettikleri statü tüm Kürtlerin kazanımı olmuştur. İmralı süreci ile Rojava Kürtlerinin hakları arasında çoktan beri bir bağ kurulmuştur... Tarihi şans!..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89