• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin -1 °C

ABD, Türkiye'ye rağmen niye Kürtleri bırakmıyor

Ergun Babahan

Cumhuriyet, Mustafa Kemal’in önderliğinde bir İstiklal Savaşı ile kuruldu ama Batılılar, daha çok da İngilterepetrol kaynaklarına yakın bölgede kurulan yeni cumhuriyetin kargaşa çıkarmasını istemedi. İslamcılık veya Türkçülük maceralarıyla Ortadoğu ve Kafkas coğrafyasını karıştırmasını istemedi.

“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” şiarı böyle bir anlaşmanın sonucuydu. İttihatçılar’ın hatalarını doğru okuyan Atatürk, sırtını bu coğrafyaya döndü. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Hitler ile Ankara’nın flörtüne kızan Stalin’in baskıları sonucu Türkiye kendini NATO ittifakını buldu. İngiltere’nin yerini Amerika almıştı.

Türkiye, Batı ile ilişkilerinde hep sıkıntı yaratan bir ülke oldu. Demokratikleşmede, serbest piyasa ekonomisine geçişte, bölgesel işbirliğinde zorluklar çıkardı.

Ancak asıl kopuşAKP’nin iktidara gelmesinin ardından kendini gerçekten bölgesel ve küresel güç görmesinden sonra yaşandı. Suriye krizinin birinci yılından itibaren Amerika ile son döneminde ise Rusya ile ters düştü.

İncirlik pazarlığı, Mısır’daki darbe, İsrail’e yönelik düşmanca tutum Washington’ı çok yordu açıkçası.

Büyük güçler, oyun planlarını tek bir ülke ve tek bir senaryo üzerine kurmaz. Türkiye’nin tek senaryosu Esad’ın devrilmesi ve Sünni-Arap bir devletle komşuluktu ve bunu hiç değiştirmedi. Bu ısrar, onu kanlı bir mezhep savaşının parçası yapmakla kalmadı, Batı ile ilişkilerini bozdu, ülkesini mülteci sığınağı haline getirdi, ekonomisini zayıflattı.

İttihatçılar 1914’ten itibaren ne hata yaptıysa, benzerlerini tekrarlıyor AKP yönetimi. Burada, bir adamın hataları kadar, Milli Görüş ideolojisinin bölgeye ve tarihe yönelik çarpık bakışının da payı büyük.

Türkiye bugün Amerika ile de Avrupa ile de ilişkilerini bir çeşit şantaj üzerinden yürüten bir ülke konumunda. Avrupa Birliği ile yürütülen mülteci pazarlığı, Amerika ile Irak Savaşı’nda 80 milyar dolar talebiyle kurulan çarpık ilişki hep süregeldi.

Obama, beyzbol sopalı pozlarla, Kanada’da Amerikan milli futbol takımının maçını izleme bahanesiyle Erdoğan’ı bir saat bekleterek, Beyaz Saray’daki görkemli törenin ardından Ankara’yı açık ve sert bir dille eleştirerek mesajını verdi.

Ankara ya anlamadı ya da Amerika eski gücünde değil rehavetine kapıldı. Bugün Erdoğan’ın muhtarlara “Eyy Amerika” diye gürlemesi içerdeki dinleyiciye hoş geliyor olabilir ama Washington’daki güvenilirliğini daha da azalttığı kesin.

AKP, bundan 6-7 sene önce New Yorker’a “Kürtleri eğitip silahlandırıyor” diye şikâyet ettiği İsrail’den medet umar hale gelmiş durumda. Ne Gazze’yi düşünüyor, ne Hamas’ı. Şartları Netanyahu dayatıyor.

Bugün görünen gerçek şu: Amerika, Türkiye’ye rağmen Kürtleri bırakmıyor. Büyük ihtimalle önümüzdeki yüzyılın sağlam müttefiki olarak onları görüyor. Donanımsız, yetersiz bir zihniyetin ülkeyi getirdiği nokta bu maalesef.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89