• BIST 82.549
  • Altın 146,569
  • Dolar 3,7625
  • Euro 4,0173
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -5 °C

ABD, Türkiye'de olanın farkında

Şahin Alpay

Batı Avrupa'nın olduğu gibi ABD'nin de bütün saygın gazete ve dergilerinde Türkiye'yle ilgili yayınlar çoğalıyor; üzerinde ittifak edilen husus da ülkenin hızla hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı, hukuk devletinin rafa kalktığı bir Ortadoğu diktatörlüğüne dönüşmekte oluşu.

ABD'de geçirdiğim on gün içinde dergilerde çıkan yazıları saymıyorum, sadece New York Times Türkiye ile ilgili iki geniş haber yayımladı. Başlıklar şöyleydi: “Seçim yaklaştıkça Türkiye'de istikrarsızlık duygusu yerleşiyor: Ekonomi yavaşlarken şiddet hızla artıyor…” (15 Eylül) “Muhalif gazeteciler saldırı altında: Siyasiler şiddeti körüklüyor…” (18 Eylül)

ABD'deki son iki günümde “What went wrong in Turkey? / Türkiye'de yanlış giden ne?” başlıklı iki konuşma yaptım. 16 Eylül'de ABD'nin seçkin üniversitelerinden Kaliforniya Üniversitesi / Berkeley'in Ortadoğu Araştırmaları Merkezi'nde Amerikalı ve Türk akademisyen ve öğrencilerin katıldığı toplantıda; 17 Eylül'de de kuruluşuna Hizmet hareketinin öncülük ettiği Pacifica Enstitüsü'nün Sunyvale'deki merkezinde ilgili Amerikalılar yanında Silicon Valley'de çalışan çok sayıda Türk mühendisin katıldığı toplantıda konuştum; soruları yanıtladım. Şu noktaları vurguladım:

Çelişkiler ülkesi Türkiye, şimdilerde çok çarpıcı bir çelişkiyi yaşıyor. Başında önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı olarak Tayyip Erdoğan'ın bulunduğu AKP iktidarı altında ülke, gündüzle gece kadar birbirinden farklı iki dönem yaşadı. Kabaca 2002–2011 arasında hiç olmadığı kadar zengin, özgür ve tüm İslam alemine örnek gösterilen bir ülke oldu; sonrasında ise giderek keyfi, otoriter ve yolsuzluğa bulaşmış bir yönetim altına girdi ve uluslararası itibarı yerle bir oldu.

Geceye geçiş kabaca 2011 yılında Erdoğan'ın “Türk usulü” (Rusya ya da Meksika'ya benzer, iktidarın tek kişide toplandığı) bir başkanlık sistemi istemesiyle başladı. O yılki seçimlerde AKP yüzde 50 oy alıp askeri fiilen denetim altına aldığına hükmedince yönetim giderek otoriterleşti. Artan tepkiler 2013 yazında Taksim Gezi Parkı'nda başlayıp bütün ülkeye yayılan protesto gösterileriyle su yüzüne vurdu. AKP iktidarı şikayetleri gidermeye çalışacağına, gösterilerin Türkiye'nin kalkınıp güçlenmesini istemeyen yabancı (Batılı) devletlerin baltalama faaliyetlerinin sonucu olduğunu ileri sürdü; gösteriler çok sayıda gencin ölümüyle sonuçlanan ağır polis önlemleriyle bastırdı. Otoriterleşmede ikinci perde, 17/25 Aralık 2013'te Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının kamuoyuna yansımasıyla açıldı. İktidar, soruşturmayı sonuçlandırmak yerine, bunu hükümete karşı “darbe girişimi” olduğu palavrasıyla örtbas etmek için ne gerekiyorsa hepsini yaptı; hukuk devleti rafa kalktı, olağanüstü mahkemeler kurularak soruşturmayı yürütenler cezalandırıldı.

Üçüncü perde 7 Haziran seçimlerine gidilirken açıldı. HDP'nin “seni başkan yaptırmayacağız!” şiarıyla seçime katılmasının “Türk usulü başkanlık” hayallerine ve tek başına iktidarına son vereceği belli olunca AKP iktidarı, “Ne Kürt sorunu, ne müzakere, ne mutabakatı…” diyerek, “çözüm süreci” dediği PKK ile barış görüşmelerine son verdi. 7 Haziran, iktidar için hezimetle sonuçlanınca koalisyon hükümeti kurulması engellenip “tekrar seçim” kararı alındı; fiilen başkanlık sistemine geçildiği ilan oldu; PKK'ya karşı yeniden askeri çözüme yönelindi. Tüm muhalefet “terörizme destek” olunduğu yalanıyla çok–partili hayatta eşi görülmemiş baskı altına alındı. İktidarın 1 Kasım hedefi, şiddete kesinlikle karşı çıkan HDP'yi “terör örgütünün uzantısı” olarak göstererek barajın altına düşürmek…

Peki, 1 Kasım'dan sonra ne olabilir? Türkiye nereye gidiyor? Bu sorulara cevaplarım sonraki yazılarda… Tüm okurlarımın Kurban Bayramı'nı kutluyorum.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89