• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 14 °C

ABD müzakerenin neresinde?

Yusuf Karataş

İmralı müzakereleri, Ahmet Türk ve Ayla Akat’ın Öcalan’la görüşmesiyle yeni bir boyuta girdi. Görüşmenin basına yansımasından sonra sürecin hangi aşamada olduğu ve çözüm takviminin nasıl işleyeceği toplumun geniş kesimleri tarafından merak edilmeye başlandı. Şimdi herkes bu konuda hafta başında BDP grubundan yapılacak açıklamayı bekliyor. Ancak süreç ülkedeki barış ve demokrasi güçleri bakımından dışarıdan seyrederek geçiştirilemeyecek kadar hassastır. Kürt sorununun çözümü, ülkenin demokratikleştirilmesi mücadelesinin olmazsa olmazı olduğuna göre, bu süreçte ülkedeki bütün demokrasi ve barış güçlerine önemli görevler düştüğünü söylemeye gerek yoktur. 

Çünkü bugün müzakere masasının iki tarafı vardır. Birincisi 90 yıllık baskı ve yok sayma politikalarının mirasçısı olan taraftır; AKP’dir. Ve İkincisi ise halkların barış ve kardeşlik içinde yaşayacağı bir ülke kurma mücadelesinin tarafı olan Kürt özgürlük hareketidir. Bugün Türk halkı ancak masanın ikinci tarafında durarak 90 yıllık baskı ve yok sayma politikalarının karşısında kardeşliği savunabilir. Halkların barış içinde yaşadığı demokratik bir ülke ancak böyle kurulabilir. Fakat ülkemizde “sol”un önemli bir kesiminin Kürt sorununa ulusalcı pencereden baktığı; Kürt halkının mücadele ve taleplerine mesafeli oldukları da bilinmez değildir. Bu çevreler Kürt halk mücadelesinin egemenleri zora soktuğu her süreçte bir ABD parmağı bulmakta uzmandırlar! Sanki ABD 60 yıldır bu ülkenin egemenlerini değil; Kürtleri desteklemektedir! Bugün müzakere sürecinin Kürt sorununun çözümü ve ülkenin demokratikleştirilmesine doğru ilerlemesi için bu çevrelerin suyu bulandırmalarına karşı açık tutum almak gerekmektedir. 

Önce biz söyleyelim. Elbette aklı başında hiç kimse Bölge’yi yeniden dizayn etmenin peşinde koşan ABD’nin bu sürecin dışında olduğunu söyleyemez. Ancak ABD ve AKP, Kürt özgürlük hareketine karşı bugüne kadar uygulamaya çalıştıkları politikalar başarısız olduğu için müzakere masasına yeniden oturmak zorunda kalmışlardır. Müzakere sürecinin gözden kaçırılmaması gereken noktası burasıdır. 

Yeniden diyoruz, çünkü hatırlanırsa 2009’da da benzer bir süreç işletilmişti. Cumhurbaşkanı Gül, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Ankara’da görüşmesinden iki gün sonra Tahran uçağında “Kürt sorununda iyi şeyler olacak” açıklamasını yapmış ve “açılım süreci” başlamıştı. O süreçte AKP bir yandan Kürt halkında çözüm yönünde beklenti yaratacak adımlar atmayı ve öte taraftan Kürt siyasetçilerin KCK operasyonları ile tasfiye edilmesini amaçlıyordu. Sürecin diğer ayağında da ABD için Bölgede istikrarsızlık yaratacak bir güç olarak görülen PKK’nin Barzani’nin baskısıyla silahsızlandırılması yer alıyordu. Ancak binlerce Kürt siyasetçinin hapishanelere konulmasına ve ABD destekli askeri operayonlara rağmen Kürt hareketi tasfiye olmak bir tarafa güç ve etkisini arttırdı. 

Sonra Arap coğrafyasındaki halk ayaklanmaları patlak verdi. ABD ve Bölge gericilikleri bu halk hareketlerini yedeklemek için harekete geçtiler. AKP Suriye’de hem Esad rejimini devirmek, hem de Kürtlerin statü kazanmasının önüne geçmek için Suriye muhalefetini askeri ve siyasi olarak destekledi. Suriye Kürdistanında Öcalan’ı önder olarak kabul eden PYD’nin gücünün kırılması için yine bir taraftan Barzani devreye sokuldu ve öte taraftan Özgür Suriye Ordusu üzerinden provokasyonlar yapıldı. Ama bir türlü Kürt hareketinin güç ve etkisi kırılamadı. 

Bugüne öyle gelindi. Evet, kurulan masada ABD vardır. Ancak ABD masanın AKP tarafındadır. Çünkü ABD bu yola “stratejik ortağı” ve Bölgenin “lider ülke”si Türkiye-AKP ile çıkmıştır. Ve bu masayı kurduran da Kürt hareketinin sadece Türkiye’de değil, Suriye’de de tasfiye politikalarını boşa çıkaran mücadelesidir. Arap ülkelerinde diktatörlükler yıkılırken halkların mücadelesini göremeyip ABD parmağı arayanlar, Kürt halk mücadelesine de aynı kör noktadan bakmaktadır. Oysa bugün ABD-AKP politikalarına karşı çıkmak gibi bir derdi olan herkesin yapması gereken, müzakere sürecinde Kürt halk mücadelesine güç vermek olmalıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89