• BIST 90.118
  • Altın 146,473
  • Dolar 3,6280
  • Euro 3,9373
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 18 °C

ABD, Kürtler ve Suriye’de uçuşa yasak bölge

Amberin Zaman

Konu tekrar gündemde ve bu kez durum oldukça ciddi. 18 Ağustos’tan beri Suriye hava kuvvetlerine bağlı jetler Kürtlerin denetimindeki Haseke kentini bombalıyor. Rejimin bir kaç kez vurduğu Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı Halep’in Şeyh Maksud bölgesini saymazsak bu bir ilk. En az 27 sivil olmak üzere onlarca kişinin öldüğü gelen haberler arasında.

Rejimin hedefleri arasında Asayiş yani emniyet genel merkezi ve martta ilan edilen Kuzey Suriye Federasyonu’nun ofisi olduğu iddia ediliyor. Rejim ve Kürtler arasındaki çatışmalar devam ederken YPG kentin kontrolünü neredeyse tümüyle ele geçirdiğini ve yüzlerce rejim askerinin silahlarını bırakarak kendilerine teslim olduklarını duyurdu.

Rusya’nın arabuluculuğuyla gerçekleştiği iddia edilen ateşkes biz bu satırları yazarken halen yürürlükteydi. Ancak Suriye’deki iç savaş patlak verdiğinden bu yana Kürtler ve rejim arasındaki ‘soğuk barış’ çökmeye mahkum görünüyor.

Aslında Kamışlı ve Haseke gibi rejim ve Kürtlerin iç içe yaşadığı kentlerde epeydir sürtüşmeler yaşanıyordu. Ama bunlar yerel düzeyde, daha çok Kürtlerin zorunlu askerliği ret etmeleri, kontrol noktalarında karşılıklı diklenmeler vesaire şeklinde gelişiyordu.

Kürtlerin ve rejimin arasındaki de facto anlaşma her iki tarafın da işine geliyordu. Kürtler memur maaşı, sağlık  ve diğer kamu hizmetleri gibi hükümetin sağladığı imkanlardan yararlanmaya devam ediyordu. Rejim açısından Kürtlerle sulh muhaliflerin üzerinde yoğunlaşmasına imkan sunuyordu. Aynı zamanda ‘Esed’i devirmeye uğraşan Ankara’yı ‘cezalandırmaya’ da yarıyordu.

Ancak ABD’nin YPG’yle gittikçe derinleşen ittifakı dengeleri alt üst etti. Kürtler ‘fazla’ güçlenmeye başladı. ABD’nin hava desteğiyle her geçen gün Kuzey Suriye’de nüfuz ve toprak hakimiyetini artıran Kürtler rejimin yanı sıra muhalif Araplar ve Türkmenler arasında ciddi rahatsızlık yaratmaya başladı. Malum nedenlerden ötürü Türkiye’de de…

Ve doğal olarak rejimin Haseke’ye düzenlediği hava saldırıları Türkiye’nin Suriye politikasında köklü bir revizyona  gideceğini ilan ettiği günlere denk düşmesi yoğun spekülasyonlara yol açtı. Şam ve Ankara geçmiş husumetlerini kenara itip Kürtler yüzünden anlaştılar mı sorusu gündeme oturdu. YPG’ye sorarsanız durum bu. Bu anlaşmanın için de İran’ın da olduğunu savunuyorlar.

Peki farz edelim ki doğru, oysa aksini savunmak için halen pek çok geçerli neden var, ABD bu durum karşısında ne yapar?

Rejimin amansız saldırılarında ölen on binlerce Suriyeli Arap için yapmadığını Kürtler için yapar mı? Kürtleri korumak için Suriye’de uçuşa yasak bölge ilan eder mi?

İlk günden beri Obama yönetimi Suriye’ye askeri anlamda bulaşmamak için maksimum gayret sarf etti. Ta ki ‘Cihatçı John’ lakaplı IŞİD teröristi kameralar karşısında ABD’li gazeteci James Foley’nin boynuna bıçak dayayarak ‘ey Obama’ diye Washington’a meydan okuyana denk. An itibarıyla 300 küsur ABD Özel Kuvvetleri’ne bağlı eleman Kürt denetimindeki bölgelerde bulunuyor.

Washington açısından en can alıcı soru “Rejim Kürtleri saldırmaya devam ederse ne yaparız?” değil. En can alıcı soru “Rejim veya IŞİD saldırırken askerlerimiz ölürse ne yaparız?” Soru daha da aciliyet kazandı zira rejim uçakları Haseke’yi vururken ABD’lilerin kullandığı bir binanın yakınına bir roket isabet etti.

Bunun üzerine ABD savaş uçakları Haseke üzerinde iki kez havalandı. Pentagon rejimi ABD’ye bağlı Özel Kuvvetlerin bulunduğu alanlardan uzak durmaları konusunda uyardı. “Güçlerimizi korumak için gerekirse tekrar uçak havalandırırız” diyen Pentagon sözcüsü Peter Cook gazetecilerin “Uçuşa yasak bölge mi kuruldu” sorusuna ise ısrarla “Hayır” dedi.

Ne var ki kazayla da olsa herhangi ABD’li asker saldırı sırasında hayatını kaybederse Washington’un tepkisiz kalması mümkün değil. İş hızla uçuşa yasak bölgenin kurulmasını kadar varabilir. Hele Kongre’deki şahinler bastırır ve Kürtlere sempatiyle yaklaşan Batı medyası konuyu canlı tutarsa. Nitekim 1991’de Kuzey Irak’ta da böyle olmamış mıydı? Saddam’ın vahşetinden kaçarak dağlara sığınan yüz binlerce Iraklı Kürdün dramı ekranlara sürekli yansıtılınca ABD uçuşa yasak bölge ilan etmek zorunda kalmıştı. Ama Obama ile Bush’un arasında olduğu gibi  Suriye ve Irak’taki durum arasında dağlar kadar fark var. Obama yönetiminin Suriye’deki bataklığın içine daha fazla çekilmeden sahadaki askeri varlığını küçültmeyi ve geri kalan güçleri için alınacak ek güvenlik önlemleri tartıştığı iddiaları sızmaya başladı bile. Henüz fikir jimnastiği düzeyinde. Öncellikle Musul’un halledilmesi gerekiyor. Rakka’ya operasyon ise yakın gelecekte ufukta görünmüyor.

Yine de dediğim gibi rejimle Kürtler arasındaki çatışmaların yeniden alevlenmesi Suriye’deki mevcut tüm aktörler açısında hiç beklenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu kavgaya alkış tutanların durup düşünmelerinde fayda var. Neticede ABD çekip gider kabak yine hepimizin başına patlar.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89