• BIST 97.583
  • Altın 145,649
  • Dolar 3,5726
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 23 °C

8 Mart'tan Newroz'a…

Reyhan Yalçındağ

İşte bu! Günlerdir milyonlarca Kürt halkı, kimi yerde kar, kimi yerlerde yağmur altında, tek yürek, tek ses olmuş, özgürlüğü, adaleti, eşitliği için alanlarda haykırıyor. Tüm dünya halkları gibi Kürtler de kimliklerini var eden hiçbir değerden; geçmişlerinden, tarihlerinden, önderliklerinden asla ve asla vazgeçmeyeceklerini on yıllardır yaptıkları gibi, bir daha yüksek sesle tekrarlıyor. Sadece Ortadoğu coğrafyası değil; tüm dünya, pür dikkat kesilmiş, Amed Newroz meydanına kilitlenmiş durumda. Bu mahşeri kalabalık, eminim bugüne kadar hiçbir dünya liderine nasip olmamıştır.

Bu fotoğrafın kendisi bile başlı başına çok şey anlatıyor; fazla söze ne hacet! Halk, tek renk, tek ses, yüreğinden geldiği gibi inandığı, uğruna evlatlarını verdiği değerlerine böyle sahip çıkıyor! Her zaman olduğu gibi, bu mahşeri kalabalığın ve tarihi buluşmanın en önde gideni yine kadınlar! Sokakta, eylemde, zındanda direnen özgür kadın geleneği, burada da öncü durumda. Ataerkil, ulus-devlet patentli, tekçi dayatmalara karşı anayanlı adil bir yaşamın temelleri, Kürt kadınları eliyle yeniden harmanlandı ve bir daha sökülmemecesine de "yeni yaşamın” temsilcisi oldu bu coğrafyada.

Yeni yaşam, yeni gün, yeni mevsim, yeni başlangıçlara gebe bu topraklar. Özgürlük mücadelesi, bundan 30 yıl önce yeni yeni örgütlendiği dönemlerde en çok "yeni yaşam”a vurgu yaptı; bunun kaçınılmazlığını, nedenlerini ortaya koydu. Kürdü reddeden, dilini yok sayan, tarihini unutturmaya çalışan, Şeyh Said’den Seyid Rıza’ya kadar önderlerinin mezarlarını dahi gizleyen; böyle bir korkaklıkla Kürde yaklaşmaya çalışan zihniyeti, işte bu "yeni yaşam”ın iddia sahipleri alaşağı etti, bu zihniyeti kökünden kuruttu.

Her tür kapitalist modernite yanılsamalarına, feodal gerici işbirlikçiliğe karşı hep "yeni yaşam” modeli örnek gösterildi. Bugün işte Kürde reva görülen "eski yaşam” kalıplarına Kürtlerin asla ve asla sığmayacağını; bunu kökünden reddettiğini anlayan devlet, Sayın Öcalan şahsında Kürdün "yeni yaşam” talebini kabul etmek durumunda. Kolay olmadı elbette; neredeyse, sadece benim kuşağımdan binlercesinin toprağa düştüğü; çoğunun bir mezar taşının dahi olmadığı bu coğrafyada, yeninin müjdeleyicisi, kovuşturucusu, devrimcisi olmak çoğu kere Mazlum olmayı, Kemal olmayı, Rewşen olmayı, Sakine-Fidan-Leyla olmayı zorunlu kıldı.

Sayıları buradaki yazıya sığmayacak kadar fazla, isimleri ölümsüz Kürt neferleri.

...Biliyoruz ki, BARIŞ ancak ve ancak, mücadeleyle mümkündür.

Barış, mücadelenin yeni bir boyut kazandığı süreçlerdir; öyle akşamdan sabaha gerçekleşecek bir "yeni yaşam” da değildir üstelik. Sabırlı olmayı; sabırlı olmak kadar dikkatli olmayı, geçmişimizden dersler çıkartmayı da zorunlu kılar. Bundan 30-40 yıl önce bugün ulaştığımız aşama belki hayal bile edilemezdi; ancak bunun için ne kadar büyük bedelleri ödediğimizi asla ve asla, tek bir saniye bile unutmamak gerek. Bizler bugün buradaysak, bu halkın onurlu duruşu, kararlılığı, evlatlarının direnişi sayesindedir. Kimse Kürde hiçbir şey lütuf etmedi; etmez de… Kürtlerin artık geri dönülemez bir noktaya geldiğinin –geç de olsa- idrak edilmesi sayesindedir bu yaşanlar, "çözüm süreci” denilen gelişmeler.

Onurlu barışa, adalete, eşitliğe vesile olması dileklerimle, bugünlerin yaratıcısı olan ve fiziken aramızda olmayanları saygıyla, minnetle, sevgiyle anarken;

NEWROZA WE PÎROZ BE!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89