• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 11 °C

8 Haziran sabahı

Serpil Çevikcan

Çözüm sürecinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İzleme Kurulu ve Dolmabahçe görüşmesine karşı duran açıklamalarının yarattığı dalgalanma durulma seyrinde.

Erdoğan, sürecin içinde olduğunun altını çizdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın açıklamaları ise hem kamuoyu hem Cumhurbaşkanı’nın çözüm için önemi hem çözümün karşı tarafı açısından yatıştırıcı bir işlev gördü.

Karşı tarafta ise Abdullah Öcalan’ın 21 Mart’ta okunan mektubunun çizdiği ve bilerek çizmediği istikamet doğrultusunda bir tutum alış söz konusu.

“Bundan sonra ne olacak” sorusunun yanıtı ise belli.

Herkes 7 Haziran’daki genel seçimin sonucunu bekliyor.

Erdoğan da hükümet de sınırın öte yakasındaki gelişmeler nedeniyle çıtayı yüksekte tutan, motivasyonu dorukta olan PKK ve HDP de.

Bu nedenle, Genelkurmay Başkanlığı’nın son dönemde açıklamalarına sıkça konu olmaya başlayan terörist faaliyetler konusunda kontrol dışı bazı münferit olaylar dışında olumsuz bir gidiş beklenmiyor.

Zaten, 6-7 Ekim olaylarının ardından hükümet ile İmralı-Kandil arasındaki temel mutabakat noktası, “kamu güvenliği” olmuştu.

O trend bozulmadı.

7 Haziran genel seçimi her iki taraf açısından da bir taktik aşama.

Seçim sonuçları, Cumhurbaşkanı Erdoğan-hükümet açısından, çözüm sürecini de içine alan siyasi yol haritasını ne oranda çizebileceklerini gösterecek.

Seçimin ortaya koyacağı oy oranları ve yeni parlamento aritmetiği anayasa değişikliğine imkan verecek mi? Ne çapta bir değişikliğe imkan verecek? Erdoğan, çözüm sürecini, “başkan” sıfatıyla idare edebilecek mi? Bu süreç, parlamento eliyle yürütülebilecek mi, yürütülemeyecek mi?

Bu soruların tamamının yanıtı seçim sonuçlarına bağlı.

PKK-HDP açısından da sonuçlar kritik öneme sahip.

HDP ve PKK, çözüm süreci atmosferinin siyasi hareketi hangi oy oranına kadar taşıyabildiğini görecek.

Barajı aşma konusunda iddialı olan HDP, harıl harıl çalışıyor. Yurtiçinde başka mahallelerden de oy peşinde olan HDP’nin Avrupa’dan 450 bin civarında bir oy almaya kilitlendiği belirtiliyor. Bu hedef, 2,5 milyon gurbetçi oyunun neredeyse yüzde 20’si demek. HDP açısından ağırlık merkezlerinden biri Avrupa’daki seçmen.

Örgüt ise seçim sonuçlarına göre, nerede, ne kadar güçlü olduğunu, nerede yoğunlaştığını test edecek. Yol haritasını buna göre çizecek.

Seçim sonuçlarıyla birlikte, sadece hükümet, Kürt siyasi hareketi ve örgütün gücü ve tavrını değil, ülkedeki Kürt-Türk ilişkisinin nereye gideceğini de göreceğiz.

Bu nedenle 8 Haziran’a kadar birçok öngörü spekülasyondan ibaret.

Öcalan’ın, 21 Mart Nevruz Bayramı’nda, Diyarbakır meydanında okunan mektubunun satır araları da bunu söylüyor.

Kabaca, “Öcalan da işi seçime yatırdı” diyebiliriz.

Beklendiği gibi açık bir taahhütte bulunmayan, kendi adamlarına da, “şunu, şu tarihte, şöyle yap” demeyen Öcalan’ın gözü kulağı da sandıkta.

Çözüm sürecinde beklenen silahların bırakılması.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç kez söylediğini dün de IRA örneği ile yineledi.

PKK’nın da silahlarını IRA gibi niye betona gömmediğini sordu.

Doğrudur, sorun terörün ortadan kaldırılması ise dünyanın hiçbir yerinde standart bir çözüm yöntemi yoktur.

Jeopolitik gerçekler çözümü belirler. Sosyo-ekonomik koşullar ve gelişmeler çözümü belirler. Örgüt kültürü, beslendiği ortam çözümü belirler.

Ancak, sorun terörün ortadan kaldırılması ise yapılacak ilk iş silahların ortadan kaldırılması olmalıdır.

Bugün de yarın da 8 Haziran sabahı da bu böyle olacak.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89