• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 23 °C

52 yıllık mutlu evliliği bitiren bir aldatma hikâyesi

Yıldıray Oğur

28 Ağustos 1958 günü İsrail’in El Al Havayolları’na ait bir uçak teknik arıza nedeniyle Yeşilköy Havalimanı kulesinden zorunlu iniş için izin ister. Ambulanslar, itfaiyeler uçağın ineceği yere doğru hareket ederler.

Dönemin gazetelerinde küçük bir haber olarak yer alan o uçağın sırrı 30 yıl sonra ortaya çıkar. Eski İsrail istihbarat subayı, gazeteci Samuel Segev, İran Üçgeni kitabında uçağın Başbakan Menderes’le gizli bir gelişme için Türkiye’ye gelen İsrail Cumhurbaşkanı Ben Gurion ve Dışişleri Bakanı Golda Meir’ı taşıdığını, acil inişin senaryonun parçası olduğunu yazar.

Senaryoya göre, acil iniş yapan uçak boşaltılacak, Ben Gurion özel bir uçakla gizlice Ankara’ya getirilecektir. Ama havalimanındaki yoğun tedbirler yüzünden plan bozulur. İsrail Cumhurbaşkanı ve heyeti bir ambulansa bindirilerek olay yerinden uzaklaştırılır ve Ankara’daki görüşmeye götürülür...

David İgnatus, Washington Post’taki meşhur Hakan Fidan yazısında Türk ve İsrail istihbaratı arasındaki ilişkinin başlangıcı olarak işte 1958 yılındaki bu gizli ziyareti gösteriyor. Ne tuhaf ki Fidan’ın İrancılıkla suçlandığı yazıdaki o gizli görüşme İran Şah’ı Pehlevi’nin tavsiyesiyle gerçekleşir. Sovyetler'in Orta Doğu’daki etkisine, esas olarak da onun güdümündeki Nasır rejimine karşı İsrail’in ABD’nin de desteğiyle Türkiye, İran ve Etiyopya ile kurmak istediği denge politikasının adı çevresel ittifak stratejisidir. Politikanın baş mimarlarından biri ise MOSSAD’ı 1946’da Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda kuran, bu gizli görüşmeyi organize eden, İgnatus’un da yazısında referans gösterdiği Reuven Shiloah’dur.

Ziyaretin neden gizli yapıldığını ise Ben Gurion’un ünlü sözü açıklıyor: Türkiye bize metres gibi davranıyor. Halbuki evlendik, evliliğimizi bir türlü açıklamıyor.

Evlilik, 35 yıl sonra açıklanır. 1993’te dönemin Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin Tel Aviv’e MİT-MOSSAD iş birliği anlaşmasını imzalamak için gider. Bir yıl sonra da Çiller aynı iş birliği için İsrail’i ziyaret eder. Sık ziyaretlerin motivasyonu bu kez Sovyetler değil, PKK’dır. Türkiye, PKK ile mücadelede MOSSAD’dan taktikler ithal eder. Bu binlerce fail-i meçhule, 93-96 yılları arasındaki kirli savaşa mal olacaktır. O yıllarda MOSSAD Başkanı’nın, “1000 operasyonun” mimarı Emniyet Genel Müdürü Ağar’ı ziyareti çok tartışılır. Susurluk Raporu, Ertaç Tinar üzerinden Öcalan suikastı ısmarlanan MOSSAD’a aktarılan paraları ortaya çıkarır. Öcalan’ı Nairobi’de teslim edenlerden birinin MOSSAD olduğu artık biliniyor.

Türkiye devleti ile İsrail istihbaratı arasındaki ilişkilerin ne boyutlara geldiğini en iyi Özden Örnek Günlükleri’nden 18 Ocak 2004 tarihli şu not açıkılıyor:

“Burak (Özden Örnek’in oğlu. Y.O.) bana şunları anlattı: Çin’e gitmeden önce İsrail’e gittiğimde Ami Ayolan ile buluştum. Beni çok iyi karşıladı. Kendisine bize politik destek verin dedim. Peki dedi ve iki saat sonra üç kişi benimle görüşmeye geldiler. TSK ile eskiden olan temaslarının kalmadığını ve eskiden Özel Kuvvetler’e bilgi verirken son dört aydır bunu da yapamadıklarını, dört kuvvet komutanının çok iyi anlaşmalarına rağmen Genelkurmay Başkanı’nın çok kötü bir tutum içinde olduğunu, kendilerinin de Hizbullah ile sorunları olduğunu, tutuklanan Hizbullah örgütü mensuplarının çıkarıldığını anlatmışlar.”

Bu fazla iyi ilişkilerin AK Parti iktidarıyla nasıl bozulduğunu, MOSSAD’ın Türkiye’ye nasıl baktığını ise bizzat MOSSAD’ın bir önceki başkanı Meir Dagan’dan dinleyelim. Wikileaks’de açıkladığı 2007 tarihli iki ABD Dışişleri Bakanlığı telgrafında ABD’li üst düzey yetkililere şöyle demiş MOSSAD Başkanı:

“Türkiye’de İslamcılar güç kazanıyor. Soru rejimin savunucusu olan ordunun buna ne kadar sessiz kalacağıdır.”

“Türkiye’deki İslamcılar devletin laik yapısını yavaş yavaş tahrip ediyor. Zamanla daha radikalleşebilirler. Eğer ABD, Türk ordusunu daha doğrudan desteklerse, bu İslamcıların yükselişinin engellenmesi için çok daha iyi olabilir”

2010’da İran nükleer görüşmelerinden tanıdıkları Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olmasından sonra İsrail’den gelen resmî tepkiler, ne tesadüf ki 1958 yılında kurulan GES Komutanlığı’nın MİT’e devri…

Bu küçük tarihçeden sonra sivil hükümete her normal demokraside olması gerektiği gibi bağlı ilk MİT Müsteşarı’nın neden hedefte olduğunu anlamak hiç de zor olmasa gerek...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89