• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin 1 °C

3 'adet' ölü

Balçiçek İlter

"BİR bilsek, bir anlasak ki... Ancak ölümle barışabildiğimiz gün yaşamaya başlayacağız. Ölüme, ölümlere gereken değeri verdiğimiz gün..." diye yazdığım gün geldi ölüm yine... 3 can gitti patlamada... O açıklama yapıştı arkasına, resmi ağızdan "3 'adet' ölü var" denildi. Denildi de bizim de kanımız dondu. Gafın tarifi yok ki, zamanı, yeri, çıkıveriyor ağızdan bir kere, uğraş ki yerine geri sokasın... Yürekleri soğutasın, ne desen boş işte... Söyleyen söylediğiyle, dinleyen de duyduğuyla kalıyor...

Öyle kaldık işte... Kulaklarımız acıyarak...

Yaşam, anlamı olmasaydı çok daha iyi yaşanır mıydı? Yeniden "Yabancı"yı okurken takılmıştı aklıma Albert Camus'nun merakı...

Çıkıverdi birden saklandığı yerden, başını hafifçe kaldırdı.

Sordu: "Yaşam aslında anlamsız görevleri yerine getirmek için bitmeyen bir mücadele midir?

Yaptıklarımızın çoğu bize göre anlamlı ama evrende bir hiç midir?"

Camus'nun fikri Sisyphus Miti'ne dayanıyor... Sisyphus, tanrıların gözünden düşmüş bir Yunan Kralı... Kralın görevi yeraltında devasa bir kayayı iterek bir dağın tepesine çıkarmak... Ama sonuç bir kısırdöngü; çünkü her defasında kaya tepeye ulaştığı anda aşağıya düşüyor. Sisyphus da sonsuza kadar kayayı tekrar ve tekrar zirveye çıkarmakla yükümlü...

"Eee bunun neresi ilginç?" diye soranlara Camus'nun cevabını hatırlatalım:

"Eğer gözden düşen kral görevindeki anlamsızlığı kabul ederse ancak özgürlüğü bulabilir!"

Bu hikâyede olduğu gibi değil mi yaşam sizce de?

Çoğu zaman abesle iştigal...

Ünlü yazar, düşünür de öyle bir noktaya varmış ki, ancak yaşamın anlamsızlığını kabul ettikten sonra dolu dolu yaşayabilecek bir konuma gelebiliriz demiş. Her ne kadar Camus 46 yaşında bir trafik kazasında bu dünyadan göçüp gittiyse de fikirleri hâlâ her köşede...

"Abesi kucakladığımızda yaşamlarımız, evrenin anlamsızlığına karşı sürekli bir başkaldırıya dönüşecektir ve işte o zaman özgür yaşayabiliriz."

Zaman zaman umutsuzluğa kapıldığınızda... Şuursuzca yapılan açıklamalar, akıl tutulmaları karşısında... "İnsan"i değerlerin kaybolduğunu fark ettiğiniz anda... Söz biter, kol yorulur, dil susar, kulak duymaz olursa... Ama yine de görebilirseniz bir şeyleri...

Farkındaysanız eğer...

Yükseklere doğru mücadele bir insanın yüreğini doldurmaya yeter de artar...

"Yabancı"laşmamayı becerebilirsek eğer...

★★★

Kadın 'taraftar' bile olamıyor!

TÜRKİYE Futbol Federasyonu yeni bir uygulama başlattı. Seyircisiz maç cezasını kaldırdı ve maçları kadın ve çocuk taraftarlara açtı... İki gün önce Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'a sordum uygulamayı, destekledi, "Kadınlar girdikleri ortamı düzeltirler!" dedi. "Örneğin ortamda bir kadın varsa dikkatli konuşulur, bacak bacak üstüne atılmaz, küfredilmez. En çok da Anadolu erkeği bu kurala uyar" diye devam edince dayanamadım canlı yayında kahkaha attım.

Sinirden tabii... Bakan cin gibi, "Siz şimdi şiddet gösteren Anadolu erkeklerini hatırladınız, o yüzden güldünüz herhalde" dedi ve "Onları kınıyorum!" cümlesiyle durumu kurtarmaya çalıştı ama nafile...

1- Kadının girdiği ortamda adam gibi olan düzgün davranır... Yaygın değildir.

2- Federasyonun uygulaması ayrımcılıktır. Kadına ikinci sınıf muamele yapmaktır. Bu uygulamaya göre kadın "şakacıktan" taraftar konumundadır.

3- Ben ne kadınlar gördüm tribünlerde, küfür ve hakaret konusunda erkek taraftarı aratmaz... Onlar için ne yapılması düşünülüyor, merak ettim doğrusu...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89