• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -4 °C

28 Şubat kararlarını kim imzaladı?

Mümtaz er Türköne

Hataları inkâr ederseniz tekrarlarsınız. Tekrarlanmaması için bizden sonraki kuşaklara gerçekleri emanet etmekle mükellefiz.

Rahmetli Necmettin Erbakan, 28 Şubat MGK'sında alınan ve 18 maddeden oluşan 406 sayılı kararın altına imzasını koydu mu? Genel ifade ile Erbakan 28 Şubat kararlarını imzaladı mı? Cevap: Evet imzaladı. Hem de iki kere. Birincisi, MGK üyesi sıfatıyla bu kararların altına atılmış bir imzası var. Bu imza için sadece beş gün direnebildi. İkincisi ise Bakanlar Kurulu'nda başbakan sıfatıyla attığı imza. MGK kararları Anayasa'nın 118. maddesine göre (bu madde 2001'de değişti) hükümete "gereği" için "bildiriliyor." Hükümet öncelikle bu kararları "dikkate alıp" Bakanlar Kurulu kararı haline getiriyor. MGK kararları 13 Mart 1997'de Bakanlar Kurulu'nda 38 dakika süre ile görüşülüyor ve tam bir mutabakatla Bakanlar Kurulu kararı haline geliyor. 

Rahmetli Hoca'nın mirasını takip edenler, ısrarla onun 28 Şubat kararlarının altında imzası olmadığını iddia ediyor. Dönemin medyasında yer alan haberleri de, "28 Şubat medyası" diyerek kaale almıyorlar. Madem öyle Refah Partisi'nin yayın organı olan Millî Gazete'ye baksınlar. Meselâ, 14 Mart 1997 tarihli Milli Gazete'nin Bakanlar Kurulu kararları için attığı "Her konuda tam mutabakat" manşetinin altındaki haberi okusunlar. 

Niyetim Erbakan Hoca'nın mirasına saygısızlık etmek değil. Ama "imzalamadı" dediğimiz zaman bütün 28 Şubat'ı yeni baştan ve olan biten her şeyi yok sayarak yeniden yazmak gerekir. 

28 Şubat günü MGK, tam 9,5 saat süren bir toplantı yaptı. Generallerin önlerindeki mavi klasörlerin içindeki gazete kupürleri, slayt gösterisi ile takip edildi. Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'den, slaytlar arasında yarım başörtülü bir kadının resminin, irtica delili olarak gösterildiğini dinlemiştim. 

Toplantı sonrasında yayımlanan bildiride yer alan ve hükümeti resmen tehdit eden "yaptırım" sözcüğüne Çiller itiraz etti. Sonuçta bu kelime de sonuç bildirisine girdi. Askerler hükümet kanadının direnmediğini görünce boşalan alanı hemen doldurdular. Erbakan Hoca durumu suhuletle çözme politikasını sürdürürken söylediği "MGK'da tam bir görüş birliği var" sözüne, Genelkurmay Genel Sekreterliği'nden kaba ve hakaretamiz bir karşılık geldi. "TSK Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyete ve onun temel ilkelerinin hayata geçirilmesine inananlar ve gönül verenlerle uyum içindedir. Bunların dışında hiçbir kimseyle uyum içinde değildir, olamaz da." 

Erbakan, 28 Şubat kararlarını göğüslemek için yeni bir taktik denedi. MGK kararlarını Meclis'e götüreceğini açıkladı. Muhalefet partileri başta olmak üzere gelen tepkiler üzerine bu savunma hattını da kaldırdı. Arkasından 28 Şubat medyası adına Sabah Gazetesi bu kararların tam metnini yayımlarak Erbakan Hoca'yı sıkıntılı bir duruma soktu. 18 maddelik kararların tamamı "irtica" üzerineydi. Üçüncü maddesi sekiz yıllık kesintisiz eğitimi getiriyordu. Başörtüsü yasağı bu kararlar içindeydi. Belki en kötüsü, YAŞ kararları ile ordudan atılan personelin belediyeler gibi diğer kamu kurumlarında istihdam edilmesine yasak getiren bir maddenin kararlar arasında yer almasıydı. Kararların gerekçesi ise "ülkemizde şeriat hukukuna dayalı bir İslâm cumhuriyeti kurmayı hedefleyen grupların laik, demokratik ve sosyal hukuk devletimize karşı tehdit oluşturduğu" ifadesi ile doğrudan Refah Partisi'ni ve seçmenlerini hedef alıyordu. 

Erbakan Hoca 28 Şubat kararlarını iki defa imzaladı. Peki uyguladı mı? Hakkını teslim edelim: Uygulamadı. En önemli madde olan "sekiz yıllık kesintisiz eğitim" için yasa değişikliği gerekiyordu. Sonrasında kurulan Anasol-D hükümeti bile uzun süre ayak diredikten sonra bu yasayı ancak askerlerden sıkı bir fırça yedikten sonra çıkartabildi. 

Tarihte olanlardan doğru dersleri çıkartmak için her şeyi yerli yerine yerleştirelim: 28 Şubat, Refah Partisi'ne ve Erbakan Hoca'ya karşı yapılmadı. Onlar, büyük sermaye ile askerlerin gücü ele geçirme planlarının sadece bahanesi olarak kullanıldı. Ve tarihimizde mütedeyyin-muhafazakâr insanlar Erbakan'ın başbakan koltuğunda oturduğu bu dönemde inanılmaz baskı ve zulümlerle karşılaştı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89