• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 11 °C

28 Şubat: Basın meselesi (1)

Ali Bayramoğlu

Ülke bir dönem, bir olay, bir durumla hesaplaşma, yüzleşme safhasına gelmişse, "hatırlama", "hatırlatma", "yerli yerine oturtma" özel bir önem taşır.

Bu açıdan 28 Şubat'ın çeşitli yönlerine, farklı aktörlerine ve sorumlularına dair "hatırlatma"lara bir süre daha devam etmekte fayda var.

Basın ve 28 Şubat ilişkisinin taşıdığı belirleyici önem açık...

Bu meseleye, bundan 15 yıl önce yazılmış bir yazıyla başlamak istiyorum.

2 Ocak 1997'de, Şubat MGK toplantısından iki ay önce, dönemin Yeni Yüzyıl Gazetesi'nde yayınladığım, "Askerin Yeni Silahı" başlıklı bir yazı bu.

Savaşın tam ortasında, yani olayların içinden ve sıcaklığında kaleme alınması itibariyle, bugünkü fikirlerime oranla daha az yargı yükü taşıyan, daha bir saf ve tartışma için daha faydalı olabilecek bir yazı bu.

"Basın Silahlı Kuvvetler'e yönelik aşırı bir hassasiyet taşıyan, Susurluk olayından Türk dış politikasına orduyu zımni bir şekilde hakemliğe davet eden, siyasi iktidarın RP kanadı ile Silahlı Kuvvetler'i her fırsatta karşı karşıya getirmeye çalışan bir gayretkeşlik içinde...

Bir süredir, Silahlı Kuvvetler'in siyaseti doğrudan yönlendirme modelini demokrasinin güvencesi olarak görüyor.

Ordunun fiili müdahalelerini ya alkışlayarak gündeme getiriyor ya da gözardı ediyor. İsimsiz generallerin yaptığı her konuşmayı kamuoyuna bir muhtıra havasında sunuyor.

Kürt meselesinden dış politik tercihlere, YÖK sorunundan YAŞ kararlarına; basının bu sorunlardan çok, sorunların taraflarıyla ilgili olduğu bir Türkiye'de yaşıyor.. Basın sorunlardan çok taraflarla ilgilendikçe, kaçınılmaz olarak taraflara duyarlı ya da taraflaşan bir kamuoyu oluşturuyor.

1997'ye girerken Türkiye'nin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birisi, ordu ile kamuoyunun doğrudan bir temas içine girmesi, bunun sonucunda, askerî müdahalenin doğal ya da sıradan bir siyasi gelişme olduğu fikrinin yeniden 'normalleşmeye' yüz tutmasıdır.

Basın tarafından, askerî otoritenin tavrına gösterilen bu aşırı hassasiyet, açıklamalarına atfedilen siyasi anlam, TSK ile kamuoyu arasında basın aracılığıyla doğrudan bir temasın oluşmasına yol açan temel faktörlerdir..

Basının büyük bir bölümüne son bir yıldır egemen olan yayın politikası, garip bir iktidar mücadelesi gerçeği üzerine temelleniyor. Habercilik ve kamuoyu oluşturma işlevi bu mücadelenin sınırları içinde yapılıyor. Bu iktidar kavgası basının da çıkarları üzerinden tarafı, hatta parçası olduğu devlet kadroları ve politikalarının kontrolüne yönelik bir mücadeleyi ifade etmektedir (...)

(En önemli husus) basının, askerî vesayeti, hatta olası bir müdahaleyi, habercilik maskesinin ardına gizlenerek, ülkenin olağan siyasi gerçeklerinden biriymiş gibi ele almasıdır. Son aylarda sık sık müdahale zemininin oluştuğunu ima eden, RP'nin karşısına her fırsatta, diğer siyasi partilerin değil, ordunun görüşünü çıkaran, her ikisi de birer siyasi partiymiş, siyasi olarak muadillermiş gibi, TSK ve RP'ye eşit muamele yapan, gerilimi artıran bir basındır bu...

Aslında bu basın, bu çerçevede kamuoyu oluşumu açısından yönlendiren değil yönlenen, süzen değil süzgeç olan bir işlev yerine getirmektedir.

Unutmayalım, hedefi ne olursa olsun, askerî siyasete davet etmek ya da siyasete müdahale etmesini alkışlamak, hem sivil hem askerî kamuoyunda darbe beklentisi yaratır.

Unutmayalım, Türkiye'de askerî müdahaleler ya da askerin özerklik alanının genişlemesi, hiçbir zaman komuta konseyinin doğrudan kararıyla olmamıştır. Dev bir askerî kamuoyu çarkının dönmeye başlamasının sonuçları olarak ortaya çıkmıştır.

2000'e üç kala, aklımızı başımıza alalım.."

Sonrası malum...

Alamadık...

Ardından 28 Şubat geldi...

Müdahale yine anayasal kurum kararı sözleriyle basın tarafından meşrulaştırıldı...

Merkez medya andıçlar ve psikolojik harekatlarda operatörlük yaptı.

Siyasi aktör, iktisadi aktör olarak çıkarlarıyla, korkuyla ve gönlüyle demokrasi tahribatına katılan basın, darbeye operatörlük yapan basın...

Peki bunların karşılığı ne olmalı?

Sonraki yazıya...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89