• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -1 °C

23 Nisan, 24 Nisan

Hidayet Şefkatli Tuksal

Cumhuriyet sonrasında herhangi bir zamanda bu ülkede dünyaya gelen bir çocuk, eğer ailesi bakımından özel bir duruma sahip değilse, miladı Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilanı olan, tanrılaştırılmış kahramanı da Atatürk olan bir tarih anlatısıyla karşı karşıya kalır. İlkokuldan hatta günümüzde anaokulundan başlayan bu beyin yıkama faaliyetleri sonucunda, ailesi de duruma sessiz kalıyorsa, şimdilerde “ulusalcı” dediğimiz tipte bir “ürün” elde edilir. Sözkonusu tarih anlatısı, “bayrak, vatan, şehitlik, iç ve dış düşmanlar, topraklarımızda gözü olan devletler, ülkemizin sınırlarını farklı gösteren bölünmüş haritalar, yabancılara satılan vatan toprakları” gibi pek çok yan anlatı ve ayrıca törenler, antlar, saygı duruşları gibi ritüellerle de desteklenir. Bütün bu propaganda faaliyetlerine maruz kalan bir çocuk, etkisinden belki de hiç kurtulamayacağı bir milliyetçilik duygusu ile donanmış olur. Pek çok insan böyle bir duyguya sahip olmanın iyi bir şey olduğuna inanır. İnsanın ailesini sevmesi, milletini ve vatanını sevmesi bir erdem olarak kabul edilir. Vatana millete hayırlı evlat duası, işte böyle bir söylem üzerinden gerçekleşmesi beklenen bir şeydir. Söylemden hayata indiğinizde, hayatın bu söylem kadar net ve pürüzsüz olmadığını elbette görürsünüz. Ancak, daha küçücükken coşkun bir duygusallık içinde kazandığınız o hamasî milliyetçilikten kurtulmanız epey bir çaba ve emek ister.

Bu gazetenin okuyucuları için bu tesbitlerde orijinal bir taraf yok ama ben ilkokula giden kızım sayesinde katıldığım 23 Nisan törenlerinde, milliyetçiliğin/ ulusalcılığın okul ortamında üretilme sürecine bir kez daha tanık olmanın şaşkınlığını yaşıyorum. Şiirler, marşlar ve oyunlarla üretilen bu milliyetçilik için bir veli olarak ben ne yapabilirim, gerçekten bilmiyorum. Hevesle Fetih Marşı’nı ezberleyip, sahnede “Kızım sen de Fatihler doğuracak yaştasın!” diye çınlayan o ses benim çocuğuma ait. Birkaç gün sonra da Sakarya Türküsü’nü okuyacak, hazırlanıp duruyor. Bütün bu şiirler onun zihin dünyasını, duygu dünyasını biçimlendiriyor ve ben şaşkın bir şekilde izliyorum. Henüz sekiz yaşında olan bir çocuğa, üstelik kendisini kanıtlamak, öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevilmek isteyen bir çocuğa “ben senin bu şiirleri okumanı istemiyorum!” diyemiyorsunuz. Bakıyorum en makul görünen veliler bile aşırı olmasa da, bir doz milliyetçiliğin gerekli olduğunda hemfikirler. Oysa bu bir doz milliyetçilik bile Türk olmaya, fetihçi ruha aşırı anlam yüklemekle malul.

24 Nisan

23 Nisan’ın ertesi günü 24 Nisan, çocuklar için bir tatil ve şenlik günü olmaya devam etse de, 1915’in 24 Nisan’ı, tehcirle başlayıp “büyük felaket”e dönüşen bir sürecin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Birkaç yıldır gittikçe sayıları artan kalabalıklarla anılan 24 Nisan, tarih anlatımızdaki kara deliklerden biri olarak adalet ve vicdan sahiplerinin ilgisini bekliyor. Hrant o meşhur 23,5 Nisan yazısında “23 Nisan nasıl daha bir coşkuyla yaşanır? 24 Nisan nasıl hafızalardan sildirilir? Bütün bunlar çözümsüz sorular değil aslında. 23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan’ı da katın içine. Daha da uzasın o günler, bütün Nisan’ı katın, bütün baharı katın. Hadi siz beceremiyorsunuz diyelim, var olan kinler engel buna. Bırakın bari dünyayı çocuklara, onlar bu işi halleder, yeter ki engel olmayın siz” diyordu ama görünen o ki, bu eğitim sistemi devam ettiği müddetçe çocuklarımızın bile bu işi halletmesi mümkün olamayacak!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89