• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 7 °C

2012 yılı ve Kürt sorununda ekinoks süreci

Selma Irmak

Yılın en uzun gecesine şairler şeb-i yelda demişler...

2012 yılı da öyle uzun bir gece gibi geçti. Çok zorlu, çetrefilli bir o kadar da umutlu... Bu yılı uzun kılan olayların başında hiç kuşkusuz, yüreklerde muhatabı meçhul bir ağıt gibi yankılanan Roboski Katliamı gelir. Ancak yine de nasıl ki umutların tükendiği yerde amansız bir yaşam savaşı başlarsa, Kürt halkı Roboski Katliamı’yla duygu olarak kardeş bildikleri Türk halkıyla aralarında derin bir uçurumun açılmasıyla bambaşka bir yöne doğru akmaya başladı. Kendini tek başına, kendinden yaratma, gerçekleştirme, kendi hakikatinin yolculuğuna akma sürecine girdi.

Kürt sorununda gelip dayandığımız nokta, ekinoks yani yıldönümü sürecidir. Ekinoks noktaları gün ve gecenin eşitlendiği ertesi gecenin ya da gündüzün uzamaya ya da kısalmaya başladığı zaman dilimidir. Otuz yılı aşkın bir süredir amansızca yürütülen özgürlük mücadelesi 2012 yılında üst bir aşamaya sıçradı. AKP hükümetinin iktidarıyla başlayan devletten bir çözüm bekleme süreci yine AKP hükümetinin iktidarıyla başlayan devletten çözüm bekleme süreci yine AKP hükümetinin çözümsüzlüğü büyük bir pişkinlikle çözüm olarak sunmasından sona erdi. AKP hükümeti’nin Kürt halkından çözüm adına aldığı kredi tükendi. AKP hükümeti Kürt halkını kaybetti. Bundan sonrası hızla irtifa kaybetme sürecidir. Mazlum edebiyatı, din kardeşliği söylemi askerin kendilerini engellediği gerekçesi miadını doldurdu. Hem Kürt sorununda hem Türkiye’nin genel anlamda demokrasi sorunlarında kadın sorunu, ekonomi sorunu, işsizlik, yoksulluk, sosyal refah konusunda, dış politika AB ve daha pek konuda AKP hükümetinin bir planının olmadığı herhangi bir politikaya sahip olmadığı, iddialı alkışlarının vaatlerinin boş sözlerden ibaret olduğu anlaşıldı. Özellikle Kürt sorunu konusunda, Roboski ile başlayan Sayın Öcalan üzerindeki tecridin ağırlaştırılmasıyla devam eden siyası soykırım ve rehin alma operasyonlarıyla süren tehdit, şantaj, hakaret ve pervasız bir milliyetçi ayrımcı söylem ile pratikleştirilen politikanın çözümden yana olmama politikası olduğu ortaya çıktı. Anlaşıldı ki soğuk devlet aklı bugüne kadar ne yapmışsa AKP hükümeti de aynısını yapmaya devam edecektir.

Toplumu nesneleştiren uyuşuk yığınlar olarak gören mantık çok fena yanılmıştır. “AK” partinin o kadar da “ak” olmadığı görülmüştür. Hızla oy kaybetmesi sadece Kürt kamuoyunca değil, Türk kamuoyunca da itibar kaybetmesi gözden düşmesi inandırıcılığını kaybetmesi, 2012 yılında en üst seviyeye ulaşmıştır. Toplumun uyuşturulup belleksizleştirilmesine güvenen AKP iktidarı, hep böyle devam edeceğini sanmış, yanıldığını yine toplumsal tepkiler ile görmüştür.

Öte yanda Kürt halkında yükselen direniş gerçekten takdire şayandır. 2012’nin başından bugüne kadar bu halk hep ayaktaydı. Her gün kadın, erkek, genç, yaşlı alanlardaydılar. Üstelik bir cadı avına dönen siyası soykırım operasyonları her gün hiç hız kesmeden devam etti. Israrla yürütülen ve kabul ettirilmeye çalışılan çözümsüzlük çözümü halkın kararlı ve dik duruşuna çarparak yerle bir oldu. Cezaevlerini doldurarak toplumu etkisiz hale getirme planı Şubat 15’le başlayan 12 Eylül’le 68 gün süren açlık grevi eylemiyle boşa çıktı. Duvarlar anlamsızlaşarak direniş, toplumun her kesimine ulaştı. Başbakan’ın tüm imkanları ve gücünü seferber ederek yürüttüğü bastırma politikası hüsrana uğramıştır. Onu bu kadar öfkeli, kinli, şirazesinden çıkmış kılan budur. Bu kadar iktidar gücüne ve imkanına rağmen toplumu yönetemedi. Asıl öfke bunadır. Başarısızlığın, kaybedişin getirdiği bir asabiyet halidir. Hükümet Suriye başta olmak üzere Kürt düşmanlığı üzerine kurduğu dış politikasında da iflası yaşadı. Bırakın Ortadoğu’da bir aktör olmayı eski pozisyonunu da kaybetmemek için çırpınır duruma geldi.

Suriye Kürdistanı’ndaki Kürtler adına olan gelişmeler dünyada Kürtlerin makus tarihini kendi öz gücüyle ancak yenebileceğinin çok açık ifadesi oldu. Çok akıllıca ve güçlü bir örgüt, güçlü bir direniş hattıyla Suriye’de Kürtlerin konumunda yüzde yüz bir değişim yaratıldı. Kürtlerin mutlak bir statüye sahip olacağnın işareti daha ilk günden itibaren görüldü. Kürtler şimdi Ortadoğu denklemini de belirleyen aktörlerden biri haline geldi. Evet 2012 Kürtlerde gündüzün uzadığı, gecelerin kısaldığı yani direnişin ve başarının gün geçtikçe yükseldiği kendine güvenin arttığı bir yıl oldu. 2013’ün Kürtler açısından insiyatifinin daha fazla ele alındığı bir yıl olacağının emareleri çok güçlü. Buna karşı geceleri uzayan gündüzleri kısalan, giderek karanlıkta kalan ve çözülmeye mahkum kalan AKP hükümetidir. Bunca yıl yüreğimizden hissederek haykırdığımız “yaşasın halkların kardeşliği” sloganı; düşmanca ayrıştırıcı dil ve politika sürerse 2013 yılında kanımca “Yaşasın halkların eşitliği” sloganına dönecek. Zaten eşit olmadan kardeş de olunmuyor.

Yeni yılıntüm halkımıza özgürlük ve onurlu bir barış getirmesi dileklerimizle...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89