• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 13 °C

19 Ocak 2007’deki o telefon görüşmesi

Yıldıray Oğur

Hrant Dink suikastı davasında savcılık mütalaasını açıkladı. Özetle Savcı Hrant Dink’i Ergenekon’un Trabzon Hücresi’nin öldürdüğüne kanaat getirdiklerini ama bunu ispatlayacak bir delilleri olmadığını söyledi.

O halde şu hikâyeyi okumalı...

Adı Saipir Debzlelvidze. 1972 Çeçenistan’ın başkenti Grozni’de doğdu. Bir yıl sonra babasının inşaat mühendisi olmasından dolayı Dağıstan’a gitti. Beş-altı yıl burada yaşadıktan sonra da yine babasının işinden dolayı ailece Bakü’ye taşındılar. Bakü’de inşaat mühendisliği okudu. Anlattığına göre 1991 yılında St. Petersburg’da Rus ordusunda er olarak askerlik yaparken Rus Genelkurmayı’na bir dilekçe verip Karabağ’da Ermenistan’a karşı gönüllü olarak savaşmak için ordudan ayrıldı. 1994 yılına kadar Azeri cephesinde Ermenilere karşı savaştı. 1994 yılında Çeçenistan savaşı patlak verince bu kez savaşmak için Çeçenistan’a gitti. Bir ay sonra Çeçen direnişçilere silah bulmak için yeniden Azerbaycan’a döndü. Teyyar adlı arkadaşıyla bulduğu uzun namlulu silahları küçük bir kamyon ile Çeçenistan’a götürürken Dağıstan-Çeçenistan sınırında Rus ordusunun kurduğu pusuya düştü. Kaçmayı başardı. Bir ay Dağıstan’da saklandıktan sonra yeniden Bakü’ye döndü. Ticarete atıldı.

1995’te tekstil ticareti için gittiği Sibirya’da iki yıl kaldı. 1996 yılında Sibirya’da yapılan Avrasya Kickboks Kupası’na katılıp şampiyon oldu. 1997 yılında yine ticaret için Ukrayna’ya geçti.

Türkiye’ye ilk kez 1999 yılında turist olarak geldi. Aksaray’da pansiyonlarda kaldı, Laleli’deki bir deri dükkânında tercüman olarak çalıştı.

Hikâyenin bundan sonra biraz karışık.

2001 yılında Laleli’de çalıştığı tekstil firması için Rusya’ya kargo gönderdiği sırada o kargo şirketinde çalışan 45 yaşlarındaki eski bir Azerbaycanlı doktorla tanıştı. Görüşmeye başladılar. 2001’in Ramazan ayında Azeri doktor “Gel hadi biraz gezelim der” ve kendilerini iftar saatinde Kadıköy’de buldular. Azeri doktor “Bizim biraraya geldiğimiz eski bir komutan var burada” deyip onu Kuşdili’nde dışı zırhla kaplı bir ofise götürdü. İçerde altı-yedi kişi daha vardı. Azeri arkadaşı sigara içen eski komutana onu “Kafkasyalı sporcu “diye tanıştırdı.

“Memnun oldum” diyen komutanın adı Muzaffer Tekin’di.

Saipir Debzlelvidze Tekin’in ofisinin müdavimleri arasına girdi. Burada karışık biyografisi Akın Birdal suikastının azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay’ın ortağı, güvenlik şirketi sahibi, DYP yöneticisi ve tekvandocu diye özetlenebilecek Mete Yalazangil ve emekli Binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk ile tanıştı. Çeçen Muharrem adını ne zaman ve neden aldığı bilinmiyor.

2007 yılının nisan ya da mayıs ayında Bakırköy’de asayiş aramasında sürekli birlikte olduğu 74 doğumlu Trabzonlu esnaf Tuncay Hacıbektaşoğlu’nun üzerinden ruhsatsız bir silah çıkınca gözaltına alındı. Hacıbektaşoğlu serbest kaldı, pasaportunun süresi bittiği için Debzlelvidze’yi serbest bırakmadılar. Muzaffer Tekin ve Mete Yalazangil devreye girdi.

Saipir Debzlelvidze 23 Ağustos 2007 günü Tuncay Hacıbektaşoğlu ile birlikte Ergenekon soruşturmasında gözaltına alındı. Ergenekon örgütü üyeliğinden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan ikili önce emekli Binbaşı Zekariya Öztürk’ü aradılar. Aralarında şöyle bir konuşma geçti:

Debzlelvidze:
Selamualeyküm komutan

Öztürk: Aleykümselam yiğitim benim ya.

Debzlelvidze:
Şimdi sen mi diyesen geçmiş olsun ben mi diyem. Bunlar bizi yıpratamazlar abi.”

Öztürk:
Boşver onları sen yanımızdakileri böyle seni yapanlan dikkat böyle. Kandıranları şey yapanlan dikkat et oturur konuşuruz yavrucuğum bir ara.

Debzlelvidze:
Senle özel işlerim var benim.

Öztürk:
Tamam anladım beni seni anladım.

Debzlelvidze:
Ya bunaldım artık vallahi.

Öztürk:
Bunalmışsındır bunalmışsındır. O şeylere diğer boktan adamları falan şey yapma.

Debzlelvidze:
Tamam komutan.

Daha sonra kendisi de Ergenekon soruşturmasından gözaltına alınıp tutuklanan Zekeriya Öztürk savcılıktaki sorgusunda Debzlelvidze’yi tanımadığını söyledi.

Hakkında hazırlanan iddianameye göre “Saipir Debzlelvidze deşifre olmamak için Muharrem (Kod) adını kullanmakta ve Tuncay Hacıbektaşoğlu ile beraber Muzaffer Tekin ve Mete Yalazangil’e bağlı olarak faaliyet göstermektedir.”

Debzlelvidze’nin adını Türkiye birkaç ay önce MİT’in, Danıştay saldırısından iki ay sonra 2007’de Başbakan Erdoğan’a yönelik bir suikast ihbarını “Bilgi Notu” şeklinde Başbakanlığa gönderdiğinin ortaya çıkmasından sonra duydu. Mahkemeye gelen MİT belgesine göre suikastçılardan biri Saipir Debzlelvidze’ydi.

Peki, ne ilgisi var Dağlık Karabağ’da savaşmış, kickboks şampiyonu, “Çeçen Muharrem” diye bilinen Ergenekon sanığı Saipir Debzlelvidze’nin Hrant Dink suikastıyla?

Saipir Debzlelvidze ile ilgili Ergenekon İddianamesi’ndeki sayfalarda yer alan ama gözden kaçmış bir paragrafı birlikte okuyalım:

“19.01.2007 günü kendisini cep telefonundan arayarak kendisinin Taksimde olduğunu Ermeni Soykırımını protesto etmek için burada bulundukların söylediğini, kendisinin de Muzaffer TEKİN’e böyle olaylara katılmayacağını söyleyerek telefonu kapattığını.”

19.01.2007. Yani 19 Ocak 2007. Yani Hrant Dink’in öldürüldüğü gün.

Bu ne anlama geliyor bilmiyorum. O gün Taksim’de böyle bir Ermeni Soykırımı protestosu olup olmadığıyla ilgili yaptığım taramada da pek bir şey bulamadım.

Zaten tam da savcının işi bu izleri sürmek değil mi?

Bu arada bir hatırlatma; Saipir Debzlelvidze galiba kaçak. Bu yüzden henüz Ergenekon davasında da savunmasını yapmadı.

Kolay gelsin Savcı Bey...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89