• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 3 °C

17 Aralık karşısında BDP’nin zor tercihleri

Kadri Gürsel

40 yılın başı Kürt hareketi siyasi çözüm ve barış umudu vermiş bir muhatap bulmuştu... Lakin şimdi o muhatabın sırtına, içi vahim yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla dolu, ağır bir küfe yüklendi.

Tıkanmış “barış ve çözüm süreci”nden arta kalan artık bir “çatışmasızlık durumu” olsa da başta Kürtler ve tabii ki herkes bunun bile onca yıkım ve kandan sonra ne kadar değerli olduğunu bilir.

“Çatışmasızlık durumu”nda da Kürt hareketinin muhatabı işte yine bu, meşruiyeti yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla sakatlanmış, dört bakanı bu nedenlerle görevini terk etmek zorunda kalmış AKP hükümeti...

Ve Kürt hareketi, muhatabının başına gelenlerden dolayı haliyle endişeli.

Bir ihtimal, muhatap sonunda iktidardan gidebilir ya da kalsa bile o kadar zayıf düşer, öyle bir meşruiyet yıkımına uğrar ki çözüme hizmet edemez hale gelir, hatta ipler kopabilir. İki ihtimal de sonuçta aynı kapıya çıkıyor.

Kürt hareketinin barış ve çözümün alternatif muhatabını AKP çizgisi dışında bulma umudu da şimdilik yok. Olsa, eminim meseleye başka türlü bakabilirlerdi.

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın geçen pazar İstanbul’da bir grup köşe yazarıyla yaptığı toplantıda endişenin söze nasıl döküldüğüne bizzat tanık olduk.

Milliyet’te Aslı Aydıntaşbaş, geçen pazar ve pazartesi Demirtaş’dan bol alıntı yaparak ayrıntılarıyla yazdı; okumuşsunuzdur.

Özetle Kürt hareketi “17 Aralık”taki yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu Başbakan Erdoğan’a karşı tertiplenmiş bir “darbe” olarak görüyor ve hamlenin “paralel devlet”ten geldiğini ileri sürüyor.

Bu “paralel devlet”in ise Erdoğan’dan kurtulmak isteğiyle harekete geçmiş bazı uluslararası güç ve sermaye odakları ile aynı komploda birlikte olduğunu iddia ediyor.

Görüldüğü gibi “17 Aralık” hadisesini takdim tarzları AKP’ninkiyle neredeyse bire bir örtüşüyor. Bir fark, Kürt Hareketi’nin Gülen Cemaati’ni bu “paralel devlet”in ta kendisi değil de sadece “bir unsuru” olarak görmesi...

Kendi samimi görüşleri de olabilir, zaten hazzetmediklerini bildiğimiz Cemaat’e karşı alternatifsiz muhatabı Erdoğan AKP’sine zor zamanında destek sunma gailesinden ileri gelen bir “reel siyaset” tutumu da olabilir... Sonuç değişmiyor.

Madem “17 Aralık” demokratik yollardan seçilmiş bir hükümeti devirmek için tezgahlanmış bir “paralel devlet” darbesidir ve dolayısıyla gayrimeşru bir girişimdir, o halde BDP’nin soruşturma konusu olan yolsuzluk ve rüşveti de tıpkı Erdoğan ve AKP’si gibi birer gayrimeşru vasıta addedip, bunların üzerinin örtülmesine zımnen onay vermesi gerekmiyor mu?

Neticede şu ifadeler de Demirtaş’a ait:

“Cemaat (Erdoğan’a) ‘bu devlet bizim devletimiz, senin değil. O kadar dinledik, izledik haberin olmadı. Bu devlet bizim; biz yöneteceğiz’ mesajını verdi.”

İfade sert ancak BDP açısından durum o kadar basit değil sanki...

Muhatabını kurtarmak için yolsuzlukların örtülmesine destek olmanın BDP’nin meşruiyetine bir maliyeti olacaktır ve onlar da bunun farkında.

İşte Demirtaş’ın sözleri:

“Erdoğan gitmesin diye biz BDP olarak hırsızlığın üzerine yatalım, bu yükün altına girelim demiyoruz. Hırsızlığa göz yumuyorsa, giderse gitsin (Başbakan’ı kastediyor). Yolsuzluğa ilkesel olarak karşıyız. ‘Yolsuzluğu konuşursak süreç biter’ anlayışı içinde değiliz.”

Aşağıda da Demirtaş’ın çözüm için tespit ve önerileri yer alıyor:

“17 Aralık operasyonu, paralel devletin tasfiyesi ve sürecin ilerletilmesi için bir şanstır. Ancak AKP’nin bu dönüşümü yapabilme kapasitesi çok zayıftır. (AKP) Hırsızlıkla ilgili yargıya müdahaleyi bırakmalı. Demokrasiyi güçlendirmeli ve yeni anayasa sürecini canlandırmalı. Böylece paralel devletle mücadele ederken kendinizi demokrasi çemberi ile güvence altına alırsınız. Bütün bunları yaparsa, Başbakan da hırsızlık yapmamışsa kurtulur.”

Görüldüğü gibi durum kimse için kolay değil.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89