• BIST 106.764
  • Altın 142,206
  • Dolar 3,5340
  • Euro 4,1188
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 42 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • Berlin 25 °C

15 Temmuz’dan sonra: Aktörler

Mesut Yeğen

15 Temmuz darbe girişiminin pek çok önemli sonucu oldu, daha da olacak. Sonuçlardan en fazla etkilenecek olan belli ki baştan aşağıya bürokrasi, devlet. Koca bir bürokratik aygıt, olağanüstü hal hukukunun yardımıyla gözlerimizin önünde yeniden tanzim edilecek, bu belli. Bürokratik aygıtın yeniden tanzimi süredursun, darbe girişimi siyaset alanını yeniden tanzim etti bile. Yeniden tanzim burada da sürebilir, buna şüphe yok, ancak şimdiye kadar olan dahi yeterince önemli, yeterince büyük. 

Darbe girişiminin siyaset alanındaki en belirgin sonucu, bu alandaki tanzimin esası şu: 14 Temmuz’a kıyasla Türkiye siyasetinde etkili aktör sayısı azaldı, var olanların göreli etkisi değişti. Etkili aktör sayısı itibarıyla sadeleşen, aktörler arası muhtemel ilişkiler açısındansa karmaşıklaşan bir Türkiye siyasetinin içine yuvarlanmış durumdayız. Aktör sadeleşmesini bu yazıda izah etmeye çalışayım. 

15 Temmuz’la beraber Türkiye siyaseti önemli ölçüde sadeleşti. O devasa operasyon kapasitesiyle Cemaat artık yok, MHP’de Akşener etrafında oluşan belirsizlik son buldu ve bu parti Ak Parti’yle ya da Erdoğan’la neredeyse bütünleşti. Son olarak da TSK, yaşadığı imaj hasarı sebebiyle, Cemaat’ten arındırıldığında bile eski etkisinde olmayacak bir kuruma döndü. Bu ayıklanma, bütünleşme ve kuvvetten düşmenin sonunda Türkiye siyasetinde Ak Parti, CHP ve HDP ya da dindarlar, sekülerler ve Kürdler ana aktörler olarak kaldı, bir de bir faktör olmakla beraber özgül bir aktör olarak da düşünülebilecek dış siyaset: Yerine göre ABD, NATO, AB, yerine göre de Rusya ve İran’la ilişkiler. 

Bu sadeleşmeye bağlı olarak, kalan aktörlerin göreli ağırlıkları, ‘değerleri’ de değişmiş durumda. Darbeyi, kurmaylığını ve kitlesini buluşturarak defetmiş olması hasebiyle Ak Parti ve Erdoğan şimdi eskisinden daha güçlü, daha ‘değerli’ buna şüphe yok; lakin, hem darbe girişiminde bulunabilmiş olması, hem de darbenin savuşturulmasında MHP’nin verdiği açık, CHP’nin verdiği örtülü destek sebebiyle, Ak Parti aynı zamanda tedirgin ve ‘borçlu’. Üstüne üstlük bir de uluslararası aktörlerden darbeye karşı gelmeyen destek konusu da var. Bütün bunlar Ak Parti’nin Türkiye siyasetindeki karşılığının, ‘değerinin’ azaldığını da gösteriyor. 

CHP’nin ise yeni siyasi vakumda hem ağırlığı artmış hem de işlevi karmaşıklaşmış durumda. Darbeye dahil olmayıp karşı durmuş olmanın ürettiği prestij ve Ak Parti’nin ‘borçluluk’ hali CHP’nin Türkiye siyasetindeki ağırlığını arttırırken, darbeden sonra oluşan yeni siyasi vakum CHP’yi dindarlık-sekülerlik, Türklük-Kürdlük ve Batıcılık-anti-Batıcılık gerilimlerinde dengeleyici bir aktör olabilme yeteneğiyle buluşturuyor. Bu durum CHP’yi 14 Temmuz öncesinden daha etkili, daha ‘değerli’ bir aktör kılacağa benziyor. 

15 Temmuz sonrası siyasi vakumun üçüncü önemli aktörü, malum HDP ya da Kürdler. HDP ve Kürdlerin 15 Temmuz siyaseti sonrasındaki ‘değeri’, karşılığı tedirgin edici bir belirsizlik içeriyor. CHP gibi ve hatta yer yer CHP’den daha belirgin olarak 15 Temmuz’a karşı çıkmış olmakla beraber, HDP yeni siyasi vakumda CHP gibi ‘değerini’ arttırabilmiş gibi görünmüyor. Bu elbette HDP’ye ilgili bir durum olmaktan ziyade, HDP’nin merkezinde olduğu Kürd meselesine dair olarak Ak Parti ve CHP’nin ayrı ayrı ve birlikte ne yapabileceklerinin belirsiz olmasıyla ilgili bir durum. Kürd meselesinin kendi özgül ağırlığı ve Rojava meselesi sebebiyle HDP’nin Türkiye siyasetindeki ‘değeri’ yüksek olmaya devam edecek, bu belli; lakin yeni siyasi vakumda bu değerin artıp artmayacağı HDP’nin adımlarından ziyade Ak Parti ve CHP’nin Kürd meselesinde yapıp edeceklerince belirlenecek. 

Son olarak ABD, NATO ve AB ve Rusya ve İran olarak dış siyaset var. Uluslararası ya da bölgesel siyaset 15 Temmuz sonrasında da Türkiye siyasetinde önemli olmaya devam eden bir (f)aktör, buna şüphe yok, lakin onun da ağırlığı kompozisyonu değişmeye aday görünüyor. 

Hem bu son meseleyi hem de aktörler arası muhtemel ilişkileri, karşılıkla konumlanmaları konuşmak sonraki yazıya kalsın.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89