• BIST 106.932
  • Altın 141,898
  • Dolar 3,5303
  • Euro 4,1123
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 42 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 33 °C
  • Berlin 24 °C

15 Temmuz darbe dersleri

Bayram Bozyel

15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir şey oldu, ordu içindeki bir cunta kanlı bir askeri darbe girişiminde bulundu. Aynı tarihte Türkiye’de bir ilk daha gerçekleşti, toplum meydanlara inerek siyasi iktidarı devirmeye yeltenen askeri darbe girişimini engelledi.

Ortalıkta dolaşan kimi iddiaların aksine, 15 Temmuz’da yaşanan Erdoğan’ın kurduğu bir senaryo değil, düpedüz bir askeri darbeydi, üstelik en kanlısından. Türkiye’de şimdiye kadar yaşanan üç buçuk darbe girişiminden farklı olarak, 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar Meclisi bombalayacak kadar gözü kara çıktı. Genel Kurmay Karargâhı, Özel Harekât Merkezi, MİT, Ankara Emniyet Müdürlüğü gibi darbecilere itaat etmeyen merkezler uçaklarla bombalandı. Çatışmalarda içinde bir generalin ve sivillerin de bulunduğu 200 dolayında polis ve asker yaşamını yitirdi. Binlerle sayılan kişi yaralandı. 15 Temmuz askeri darbe girişiminin bu denli kanlı ve intiharvari bir biçimde gerçekleşmesinde, darbeci kliğin orduyu emir komuta zinciri içinde arkasına alamaması ve darbe eyleminin planlanandan önce hayata geçirilmesinin payı olabilir.

Son darbe bağlamında üzerinde durulması gereken üç nokta söz konusu.

Birincisi şu; dünyada askeri darbe iklimini zayıflatan onca değişime, Türkiye’de 14 yıllık AK Parti iktidarı döneminde askeri vesayetin sonlandırılmasına dönük atlan sayısız adımlara ve demokrasi yolunda kör kütük yapılan reformlara rağmen nasıl oluyor da hala böylesi darbe girişimlerine başvurulabiliyor?

2007’den sonra ordu içinde darbe planlama iddiaları üzerine başlayan Ergenekon ve Balyoz davaları sonucunda yüzlerce general, amiral ve benzer düzeydeki subay ordudan atıldı ya da tasfiye edildi. Herkes, Türkiye’de artık bir daha askeri darbe girişiminde bulunulmaz kanısına vardı. Peki, bütün bu gelişmelere rağmen nasıl oldu da bir kez daha yüzlerce general ve albayın karıştığı bir askeri darbe girişimi yaşandı?

Son askeri darbe girişiminin gösterdiği birinci ders şudur. Bu orduda yüz darbeciyi tasfiye edersiniz, onların yerine sıradaki yüz darbeci gelir. Çünkü darbe kültürü bu ordunun genlerine yerleşmiştir. Türk ordusu, esas olarak iç düşmana karşı savaşmak üzere kurgulanmış bir ordudur. Kıbrıs Harekâtı ve kısmen Kore Savaşı sayılmazsa Türk ordusu 90 yıllık tarihi boyunca Kürtlere karşı savaşmıştır. Düşman kategorisine kimi zaman sol hareket, başka zamanlarda dindar kesimler eklense bile, sonuçta Türk ordusu kendisini esas olarak iç düşman konseptine göre konumlandırmış, ülke yönetiminde son sözün kendisi tarafından verilmesi gerektiğine kendisini inandırmıştır.

Şu bir gerçek, Türkiye tarihi askeri darbeler tarihidir ve bunda Kürt sorununun varlığı belirleyici bir faktördür. Türk devleti Kürt sorununu şiddetle bastırmaya yöneldiği her dönemde (ki bu devletin yüz yıllık tarzıdır) orduyu devreye sokmuştur. Kürt sorunu bir türlü bastırılamadığı için de ordu devlet içinde başat konumunu korumuş, siyasal sistem içindeki eli güçlenmiş, etkinliği artırmıştır. Başka bir ifade ile Türk ordusu iç politikanın bir parçası haline getirilmiş ve öyle olduğu için de herhangi bir ordudan daha çok politize olarak darbe geleneğini kurumsallaştırmıştır.

Birinci sorudan çıkartılacak ders; Kürt sorunu çözülmeden ordu içinde askeri darbe potansiyeli yok edilemez. Yüz darbeci generali tasfiye edersiniz, yedekteki yüz darbeci onların yerini doldurur.

İrdelenmesi gereken ikinci nokta; geçmiştekilerden farklı olarak 15 Temmuz darbe girişiminin neden başarısızlığıdır? Bunda bir oranda cuntanın kendi içindeki dağınıklığı ve ordu içinde eylem birliğinin sağlanmamasının payı olabilir.

Ancak son askeri darbenin engellenmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın tutumunun tayin edici olduğu açık. Erdoğan’ın darbe karşıtı kararlı duruşu ve halka sokağa çıkın çağrısı olmasaydı her şey çok farklı olabilirdi.

Hiç şüphesiz Erdoğan’ın kararlı tavrı ve çağrısı olmasaydı, halk sokağa çıkmayacaktı. Halk büyük ölçüde seçilmiş cumhurbaşkanının çağrısından cesaret alarak meydanlara çıktı ve darbecileri gerisin geri kışlalarına gönderdi.

Eğer 15 Temmuz gecesi, basının darbe karşıtı kararlı yayınları olmasaydı, ne Erdoğan’ın sesi duyulabilir ne de bundan cesaret alan halk sokaklara dökülürdü.

Muhalefetin darbe karşıtı tutumu ise hükümetin elini güçlendirirken, darbecilerin cesaretinin kırılmasında etkili oldu.

Buna belki de ABD gibi küresel bir aktörün tutumunu da eklemek gerekir. Çünkü ABD’nin son darbe girişimini desteklediğine dair veri yok.

Başka bir ifade ile darbenin engellenmesinde birden çok faktörün birleşik etkisinden söz edilebilir.

İkinci soruya ilişkin ders; içerdeki ve dışarda yaşanan gelişmeler Türkiye’de bir askeri darbe tehdidini ortadan kaldıramamış, ancak Türkiye toplumunu (siyaset kurumu da dâhil) demokrasi yönünde ve aynı anlamda olmak üzere anti militarizm konusunda olgunlaştırmıştır.

Toplum kendi yaşam deneyimlerinden askeri darbenin ne demek olduğunun farkında.

Geçen dönemde, yapılan askeri darbelerin topluma yaşattığı acı ve yıkımın sonuçları daha çok bilince çıktı. Yapılan her askeri darbe toplumu daha geriye götürmüş, sorunları daha çok azdırmıştı. Bu durum zamanla orduyu laçkalaştırdı ve onun toplum nezdindeki saygınlık ve ağırlığını azalttı. Ergenekon ve Balyoz dava süreçleri orduya ilişkin dokunulmazlık mitini yıktı. Söz konusu deneyimler toplum nezdindeki ordu karizmasını çizerken siyasi iktidara özgüven kazandırdı. AK Pati iktidarı 28 Nisan 2007 post modern darbe girişimine de açık bir biçimde tutum alarak daha o zamandan orduya karşı farklı bir politikanın ön işaretlerini ortaya koymuştu.

Üçüncü nokta şu: 15 Temmuz darbe girişimin hemen ertesinde polis güçleri ile darbeye karışmayan ordu kuvvetleri yoğun bir karşı saldırıya geçti. Cuntanın beyni niteliğinde yüzlerce general ve üst düzey subayın da içinde bulunduğu 6000 asker gözaltına alınmış, yine bir o kadar da yargı mensubu, polis ve devletin değişik kademelerindeki görevli görevden alınmış ya da gözaltına alınarak tutuklanmıştır.

Eğer darbe karşıtı bu harekette ipler kaçırılır ve hukukun temel ilkeleri bir yana itilirse, toplum bir darbeyi bertaraf etmenin duygusunu yaşamadan kendini bir başka tehlikenin içinde bulabilir. Tarihte karşı darbelerle yer değiştirmiş darbe deneyimleri az değil. İktidar, darbecileri tasfiye edeyim derken bir cadı avına girişmemeli.

Öte yandan son darbe girişiminin bertaraf edilmesinde oynadığı tayin edici rolü nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son gelişmeleri mutlak iktidarını kurmak için bir fırsata dönüştüreceğinden kaygılananlar az değil.

Öte yandan son askeri darbe girişimi, Türkiye’nin askeri darbe zihniyetiyle yüzleşmesi, kalıcı bir barış ve demokrasi ikliminin oluşması için de bir fırsat ortaya koymuş durumda.

Siyasal iktidarın anlaması gereken konu şu. Sorun tek başına ordudaki Fethullahçı grubun tasfiyesi değil. Çünkü Gülenciler olmadan da bu ordu darbe yapıyordu, onlar tasfiye edilse bile darbe tehdidi ortadan kalkmaz. Bunun için bir yandan son darbe girişiminde bulunanlar ordu içinden ve diğer kurumlardan tasfiye edilirken, öte yandan ordunun köklü bir biçimde reforme edilmesi olmazsa olmaz bir ihtiyaç. Demokratik ülkelerdeki kriterlere uygun, siyasetten ve darbeci zihniyetten arındırılmış yeni bir ordu yapılanmasına gitmek şart.

Bu çerçevede üçüncü ders: Birinci derse bağlı olarak, Kürt sorununda barış ve çözüm iklimine bir önce dönülmeli.

Deneylerin ortaya koyduğu gerçek şudur. Kürt sorununu barışçıl ve siyasal yöntemlerle çözmeyen her siyasal iktidarın eli orduya mahkûmdur. Orduya mahkûm olanın ise ona hüküm etmesi imkânsız. Ayrıca son darbe girişiminde bir bütün olarak muhalefetin ve parlamento dışı partilerin darbe karşıtlığında ortaya koydukları işbirliğinin ne kadar rahatlatıcı olduğunu herkes gördü. Siyasal iktidar, darbe karşıtlığında ortaya çıkan söz konusu uzlaşı ve yakınlaşmayı yeni bir demokrasi hamlesi başlatmak, özel olarak da Kürt sorununda barışçıl bir çözüm iklimini oluşturmak için bir imkâna dönüştürebilir.

Özetle, siyasal iktidar özel olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan son darbe girişiminin bertaraf edilmesinden kısa vadeli hesaplara yönelmek yerine, Türkiye’yi yüz yıllık kanlı darbe cenderesinden çıkartacak dersler çıkartmalı.

Toplum olarak iktidarı bu yönde hareket etmesi için daha çok zorlamalıyız.


Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89