• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 9 °C

Türklerin imparatorluk rüyası...

Türklerin imparatorluk rüyası...
Fars Ajansı: Türk hükûmetinin siyonist rejime karşı sert tutumunun nedeni, AB'nin Türkiye'nin üyeliğini desteklememesi nedeniyle bu Birlikten intikam almak ve onu baskı altında tutmak.

Muhammet Mehdi Secadiyan                                                                                            Fars Ajansı - (İran) -  Türkiye'nin son hareketlenmesi, bölgesel gelişmelerdeki renkli rolü ve Ankara ile Tel Aviv yetkilileri arasında patlak veren gerilim, Recep Tayyip Erdoğan hükûmetinin bölgede taktik ve belki de stratejik tutum değişikliğini gösteriyor. Tutumdaki bu değişimin hangi amaçla ve hangi menfaatlere ulaşmak için benimsendiği ise farklı yorumlara neden oluyor. Ancak kesin olan şu ki Türkiye'nin bu denli milliyetçi hükûmeti uluslararası imaj değişikliğine gidiyor ve tamahkâr davranıyor.

Büyük Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntılarından kurulan Türkiye, her ne kadar "Genç Türkler" döneminde ve Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde geçmişle ilgili olmaktan çok yenilikçi ve modern dünyayla uyum içinde olmaya çabaladıysa da imparatorluk sarayının azameti ve ihtişamına geri dönme rüyası bir nostalji gibi Türk politikacıların kafasını meşgul ediyor.

Son dönemlerde kaybedilen ihtişamın geri dönüşünü Avrupa üyeliğinde gören Türklerin AB üyeliği konusundaki hassasiyeti, dış politikanın en önemli meselesi hâline dönüşmüştür.

Tabii ki bu hedefe ulaşma konusunda herkes hemfikir. İslamcılardan laiklere kadar herkes bu kanıya vardı ve böyle bir arzunun ulusal bir isteğe dönüştüğü görülüyor.

Macera, AB ile sınırlı değil. Türkiye'nin siyonist rejim ile geçen yıllardaki dostane ilişkileri hakkında çeşitli görüşler var: Bir grup her ne kadar bu ilişkileri Türk ordusunda siyonistlerin ve Batılıların nüfuzuna bağlıyorsa da aynı zamanda bu ilişkileri Ankara'nın bölgede daha uygun bir konum elde etme çabası olarak da değerlendiriyor. Bazı yorumcular bu konuda çok ileriye giderek, Türk liderlerin siyonist rejime karşı son tutumunu da bu temele dayandırıyor.

22 gün süren savaştan sonra Davos Zirvesi'nde Erdoğan'ın siyonist rejim Cumhurbaşkanı Peres ile sözlü sataşması dünya basınında ve özellikle Türk kamuoyunda büyük yankı buldu. Tabii ki bu sataşma asla sözden öteye gitmedi ancak AK Parti iktidara gelmeden önceki yıllarda Türkiye'ye yönelik eleştiri konusu olan siyonist rejim ilişkileri, değişen tutumla Türkiye'nin bölgedeki rolünün güçlenmesine sebep oldu.

Bölgenin durumu göz önüne alındığında Türkiye'nin dış politikasındaki bu değişiklik hakkında üç tahminde bulunmak mümkün:

AB'den İntikam

Türk hükûmetinin siyonist rejim konusundaki sert tutumu konusundaki en önemli tahminlerden biri, AB'nin Türkiye'nin üyeliğini desteklememesi nedeniyle bu Birlikten intikam almak ve onu baskı altında tutmak. Oyuna ABD'yi katmak ve Avrupa ülkelerine baskı yapmak için bu ülkeyi kullanmak. Bazı yorumculara göre, bu, Türk politikacıları tarafından kullanılan bir kozdur. Bu görüşe göre, Türkler bölgede Batı'nın güvenlik konusunda yetersiz olduğu noktaları çok iyi biliyor ve bu yolla konumunu güçlendirmeye çalışıyor.

Avrupa Yerine Orta Doğu

İkinci tahmin de eski soruna dayanıyor; Türkiye'nin dış politikası AB üyeliğine dayalı. Yalnız bir farkla ki bu görüşte Türkler konumunu Avrupa yerine Orta Doğu'da güçlendirmeyi ve bölgedeki gelişmelerde daha da üstün bir rol oynamayı hedefliyor. Bu, Amerikalıların ve hatta siyonistlerin de sıcak baktığı bir konu. Çünkü, Amerikan ve siyonist karşıtı İran karşısında ABD'ye yakın olan ve siyonistlerle ilişkisi olan Türkiye'nin daha ciddi katılımı, İran'ın bölgedeki rolüne zarar verebilir ve Batılıların düşüncesine göre İran'ın rolünü dengeleyebilir.

Bazı kanıtlar da bunu gösteriyor. Bir taraftan Suriye'nin Türkiye'ye yakınlığı, diğer taraftan da Türkiye ile siyonistler arasındaki sözlü sataşmalarda Tel Aviv rejiminin, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ihtilafların sona ermesinde ara bulucu rolü üstlendiği duyuluyor.

AK Parti hükûmeti ve bazı resmî makamların, Türkiye ile siyonist rejim arasındaki ihtilafların geçici olduğu yönündeki sözleri de bu düşünceyi destekliyor. Bu görüşün doğruluğu durumunda bir taraftan Türkler Orta Doğu bölgesinde belirleyici bir rol oynama rüyasında olur, diğer taraftan da ABD ve İsrail, Ankara ile Tel Aviv arasında ilişkilerin gerilmesine rağmen bir nebze de olsa bir alternatif olarak Türkiye'ye sıcak bakar.

Bölgesel Stratejik Değişim ve İslam Dünyasının Seçimi

Üçüncü varsayım da yapılan değişikliği sadece taktiksel değil stratejik değişim olarak da değerlendirmek gerekiyor. Buna göre AK Partinin, muhtemelen geçmişteki geleneksel tutumu sürdürmekle menfaatlerine ulaşamayacağı sonucuna varmış olması gerekiyor. Yine de eski mesele olan AB, bu yorumda önemli bir role sahip. Çünkü, Türkiye'nin AB'nin küçümsemelerinden duyduğu hayal kırıklığı, Ankara'nın tutumunda ciddi bir değişime yol açabilir. Bu değişiklikte ilk kurban siyonistlerle olan ilişki olacak çünkü bir taraftan AK Partiye duyulan sempatinin artmasına neden olurken, diğer taraftan da bölgede konumunun güçlenmesini sağlayacak.

Şimdi söz konusu bu üç tahminden hangisinin Ankara'ya daha yakın olduğunu görebilmek için bölgesel ve uluslararası arenada Erdoğan hükûmetinin tepkilerinin ne olacağını beklemek gerekir.

Bütün bu gelişmeler, Türklerin imparatorluk rüyaları gördüğünü gösteriyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Irak silahlanıyor09 Ekim 2009 Cuma 23:06
  • İran Basını (11.06.2009)11 Haziran 2009 Perşembe 14:30
  • ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89