• BIST 105.268
  • Altın 163,659
  • Dolar 3,9681
  • Euro 4,6634
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 0 °C
  • Berlin 9 °C

Öztürk: Fatih Altaylı beni sansürledi

Öztürk: Fatih Altaylı beni sansürledi
Yazılarım yayınlanmayınca önce patronu aradım. Ne patron, ne de Fatih Altaylı telefonlarıma çıkmadı. Yazı işleri müdürünü aradım. O da 'Fatih Bey böyle emretti' deyince istifa ettim

Yazılarım yayınlanmayınca önce patronu aradım. Ne patron, ne de Fatih Altaylı telefonlarıma çıkmadı. Yazı işleri müdürünü aradım. O da 'Fatih Bey böyle emretti' deyince istifa ettim

CHP ile başladığınız siyasi hayatınıza kendi kurduğunuz Halkın Yükselişi Partisi'yle devam ettiniz. Geçtiğimiz günlerde de partinizden istifa ettiğinizi açıkladınız? Bu ayrılığın sebebi nedir?

Almanya’dan yeni geldim. Almanya’da iki kitabımın daha tercümesi yapılıyor. Yeni kitap çalışmalarım var. Çok yoğun çalışmam gereken bir dönemdeyim. Bu nedenle partiden ayrıldım.

Siyasete geri dönmeyi düşünüyor musunuz?

Hiç belli olmaz. Siyaset ülke meselesidir. Ülke menfaatleri gerektirirse hiç kimse buna itiraz edemez. Ama kendi partimle mi yola devam ederim başka bir siyasi parti mi olur onu bilemem. O günkü şartlara bağlı.

İkinci ayrılığınız da Habertürk ile oldu. Bu ayrılığın perde arkasında neler yaşandı?

Ben 38 yıldır Türkiye’nin birinci sınıf gazetelerinde yazı yazan bir insanım. Bir yerde yazmaya başladığınızda hepsi sizi peygamber gibi görüyorlar. Sonra yukarından bir yerden telefon geliyor ve korkuyorlar. Siyasi baskı olup olmadığını bilemem ama onlar beni ayırmadı. Ben ayrıldım.

Ayrılma nedeniniz nedir?

3 yazımı sansürlediler. Ben tepki göstermesem sorun olmayacaktı. Ama 3’üncü kez yazım yayımlanmayınca cumartesi sabahı aradım. Patron telefonuma çıkmadı. Fatih Altaylı telefonlarıma cevap vermedi. Yazı işleri müdürüyle görüşebildim. Neden yazımı yayınlamadıklarını sorduğumda da “Fatih Bey öyle emretti'' diye yanıt verdi. “Ben lise talebesi değilim. Benim yazılarıma böyle muamele edemezsiniz. Ben artık yazmıyorum'' dedim. Ben sabah istifa ettim, akşam internet sitelerinde 'İşine son verildi' yazıyordu.

Hangi yazılarınız sansürlendi?

“Sadece Anıtkabir mi kaldı'', “Taşlar elbette ağlar'' başlıklı yazılardı. Bir de “Türk solunun inadı'' diye bir yazı yazmıştım. Ama özellikle ilk iki yazı. Bunlardan biri Kürt açılımı ve PKK terörüyle ilgiliydi. Diğeri ise Bekir Coşkun’un bir yazısına istinaden yazılmış bir yazıydı. Hiçbirinde parti adı ya da siyasetçi ismi yoktu. Ama demek ki yazıların içeriği onları rahatsız etmiş. Bu yazıları çalışmaya başladığım ilk gazetede yayımlayacağım.

Habertürk’te size hiç ''Şu konuda yazma'' dendi mi?

Gazetenin sahibi Turgay Ciner’in olmadı ama Fatih Altaylı bazı konularda yazmamam konusunda benimle konuştu.

Neler konuştunuz Fatih Altaylı'yla?

Bu Fatih Altaylı ile benim aramda geçmiş bir konuşma. Söylemek istemiyorum.

Hülya Avşar’ın programında yaşananlar nedeniyle işinize son verildiği yazıldı çizildi. Sizce bir ilgisi olabilir mi?

O haberleri ben de okudum. Bunun payı var mıdır bilmiyorum ama eğer öyleyse iktidar doğrudan baskı yapıyor demektir.

Peki o programı terk ettikten sonra Hülya Avşar ile görüştünüz mü?

Birkaç kez aradı, telefonlarına çıkmadım. Onunla ne konuşayım ki ben... Benim çalıştığım kanala gelmese programına asla çıkmazdım. Bunu o da biliyor. Jest olsun diye gittim. Yayın öncesi de uyardım. “Sana çiçek göndermiş gibi programına katılıyorum ama sakın aynı şeyi yapma'' dedim. Sen benim üzerimden Tayyip Erdoğan’a yağcılık mı yapacaksın? Allah’ın böyle bir emri mi var? Kısmetin bana mı bağlı? Git başkaları üzerinden yap.

Yayın öncesi programın içeriği hakkında konuştunuz mu?

Bana, ''Gündemden, magazinden, romantizmden, şiirden konuşacağız'' dedi. Hem “Keşke siyasete girmeseydiniz. Ah hocam, başımızın tacı hocam'' diyor sonra da karşıma parlamentonun en çetrefilli adamını çıkartıyor. Beni zorla siyasetin içine çekti.

Kamer Genç’in program konuğu olduğundan haberiniz yok muydu?

Hayır hiçbir bilgi vermediler. Belki de tezgahtı. Çünkü, baştan beri benim Habertürk’te patron dışında hiç kimseye güvenim yoktu. Hiç iyi niyetli ve doğru dürüst davranmadılar.

Peki Hülya Avşar başka bir kanalda, başka bir programa sizi davet etse katılır mısınız?

Ben onun olduğu yerden bile geçmem. Hata ettim o programa katıldım. Hatırladıkça midem bulanıyor. Hülya Avşar’ın seviyesi belli. Bir daha asla onun programına çıkmam.

Turgay Ciner’e güvendiğinizi söylediniz. Kendisine kırgınlığınız var mı?

Ona tek bir laf demem. Onun beni hala sevdiğini ve saydığını biliyorum. Beni tercih etseydi, tepedeki 3-4 kişiyi göndermek zorunda kalacaktı. Bunu hiçbir patron yapamaz. O da benim gitmeme göz yumdu. Yoksa Turgay Bey’in bana saygısı, fikirlerime bağlılığı tartışılmaz. O yazılar da bence bahane. Problem başka. Allah Turgay Ciner’in yardımcısı olsun.

Peki başka bir şekilde Turgay Ciner ile yollarınız yeniden birleşir mi?

Benim için nerede çalıştığım, nerede yazdığım önemli değil. Ben önce insana bakarım. Ki Turgay Ciner benim patronum değildi. Bunu ona da söylerim. Benim patronum alın terimdir. Turgay Bey de benim dost olarak sevip saydığım bir insan. Hala da sever sayarım.

Anketlerde AKP’nin oyu yüzde 31'e düştü. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunlar, bu ülkede şehitliği utanç haline getirdi. Üstelik bunu da Allah’ın avukatı gibi afra tafrayla yaptılar ve yüzde 99’u sözde Müslüman olan bu millet, bunlara yüzde 31 oy çıkarıyor. Olmaz böyle bir felaket. Atalarımız ne güzel söylemiş... Kur’an’ın görüşü de budur. 40 nasihatle yola gelmeyenleri Allah musibetle yola getirir. Bu millet yüzde 40 nasihatle yola gelme şansını kaybetmiştir. Kıbrıs’tan ve Kuzey Irak’tan başladılar, Kürt açılımı adı altında haritayı yırtamaya çalışıyorlar. Ermenistan tartışmasıyla haritayı yırtmaya çalışıyorlar. Batı, Kurtuluş Savaşı’nda eksik kalanları tamamlamadan AKP’nin gitmesine izin vermez.

Türkiye’de nasıl bir tablo görüyorsunuz?

Türkiye dinden müziğe, edebiyattan politikaya tarıma kadar bütün alanlarda çökertiliyor. Kurtuluş Savaşı günlerinde bile içeride kendilerine destek verecek adamları bugün buldukları kadar rahat ve ucuz bulamadılar. Eğer Türkiye’nin önümüzdeki birkaç yıl içinde işini bitiremezlerse tarih boyunca bir daha bitiremezler.

Bu karamsar tabloya rağmen Başbakan herkesin 3 çocuk yapmasını istiyor ama...

Felaket... Kuran'a iftiralardan biri de budur. Kuran nitelikli nüfus istiyor. Eğer nüfus nitelikli olmayacaksa nüfusun sınırlandırılmasını istiyor. Niteliksiz nüfusun rızkını Allah verir diyerek çoğalmasını desteklemek, insanlık suçudur.

Laiklik tartışmaları ve Türkiye din devleti mi oluyor endişelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Laiklik Türkiye’de sadece Anayasa’da var olan bir kavram. Bu ülke yalnızca dini ibadetler için 2 katrilyon para harcıyor. 8 bakanlık bütçesi. İran’da böyle bir para namaz kıldırmak için veriliyor mu? Din devleti sayılan İsrail’de ibadetler için bunun çeyreği harcanıyor mu? Hayır. Artık bu ülkede laiklik suç olmaya başladı. Türkiye, Allah’ına kadar din devleti oldu. Ama nevi şahsına münhasır bir din devleti. Anayasa’sında bir şey yazıyor, hükümeti başka bir şey, günlük hayatı başka bir şey. Parlamento tarikatlar konfederasyonuna dönmüş. Bazıları hala laiklik diye bir yandan nutuk atıyor. Böyle garip bir ülke Türkiye.

Pakistan Devlet Başkanı, Başbakan Erdoğan’a Türkiye’deki imam hatipleri örnek almak istediğini söyledi. Erdoğan da bizim imam hatipleri övdü. Siz de imam hatip mezunusunuz. Türkiye’deki imam hatipler övülmeyi hak ediyor mu?

Benim mezun olduğum imam hatip başka şimdiki imam hatip başka. Benim mezun olduğum imam hatipler o övgüye layık. Onlar, ilmi bir numaralı değer olarak alıyordu. Cumhuriyete sahip çıkıyordu. Şimdikiler cumhuriyete ne kadar sadık bilemem. Onu Erbakan Hoca’ya sormak lazım. Recep Tayyip’e sormak lazım. Ama ilmi birinci değer olarak almadıklarını biliyorum. O zaman ne kaldı geriye? Bitti.

Başbakan’ın da ağzından düşürmediği ''Ilımlı İslam'' diye bir kavramla tanıştık. İslam’ın ılımlısı var mıdır?

Türkiye bugün kimliği tartışılan bir ülkedir. Sisteminin, hukukunun, eğitimin kimliği... Dinin kimliği bile tartışılıyor. Türkiye’de yüz bine yakın cami var. Bunlar hangi İslam’ın mı camileri? Ilımlı İslam mı? BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) dininin mi? Yoksa Kuran’daki gerçek İslam’ın mı? Bunlar belli değil. Camiler gerçek İslam’ın mabedimi yoksa BOP projesinin beyin yıkama yerleri mi? Bu belli değil. Ilımlı İslam Amerika’nın hesabına uydurulmuş din demektir. Şimdi bir de ona uydurma halife buldu. Onu 90 dönümlük çiftlikte besliyor. Camileri dolduranlara sormak lazım siz Müslüman mısınız? Ne zamandan beri Müslümansınız? Yoksa Ilımlı İslam mensubu musunuz? Hala Fethullah Gülen’in vaaz kasetleri satılıyor. İnsanlar onu dinleyip ağlıyor. Yılmaz Morgül’ü dinleyip ağlayanlar da var bu ülkede. Müslüm Gürses dinleyerek kendini jiletleyenler var. Ağlamak bir ölçüt değil.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89