• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 16 °C

Kürt açılımında CHP ve DTP

Kürt açılımında CHP ve DTP
Dedikoduyla gelen “cool”luk‘Kürt sorununun çözümü’nde kilit aktörler olan Ahmet Türk’ün DTP’si ile Deniz Baykal’ın CHP’si ortak dil oluşturmalı.

CHP'nin, bugünün Türkiye'sinde çözüm değil çözümsüzlük yaratacak, birlikte yaşama normlarını zayıflatacak 'Milli kimlik Türk'tür söyleminden vazgeçerek, 'çok kültürlü anayasal vatandaşlık zemininde Kürt sorununun çözümünü desteklemesi' gerekiyor

Kürt sorununun çözümü için hükümet tarafından başlatılan, daha çok çözüm için ilgili aktörlerle müzakere yapmayı, çözüme dönük toplumsal güven ve desteğin sağlanmasını amaçlayan ve topluma empoze edilecek bir paket olarak değil, bir “süreç” olarak hareket eden “Kürt açılımı”nın kalıcı bir başarıyı gerçekleştirmesi için iki önemli gelişmeyi güçlü ve inandırıcı biçimde sağlaması gerekiyor. İçerdiği siyasi, ekonomik, kültürel ve insani sorunlara ek olarak, Kürt sorununun bugün çözümü için önplana çıkmış iki önemli ayağı var: Terör/şiddet sorunu ve toplumsal ayrışma sorunu. Bu iki ayakta yapılacak olumlu gelişmeler, aynı zamanda Kürt açılımının başarı derecesini de belirleyecek. Bugün Kürt sorunundan konuşurken, bir taraftan telafisi çok zor insani acıları ve trajedileri yaratan ve tepkici milliyetçiliği besleyen “terör ve şiddet sorunu”ndan bahsediyoruz, diğer taraftan da toplumsal yaşam düzeyinde, özellikle 2005-6 yılından beri giderek yaygınlaşan ve derinleşen bir “Türk-Kürt toplumsal ayrışma sorunu”ndan. Diğer bir deyişle de, Türkiye’de “birlikte yaşama norm ve kültürünün giderek zayıflaması sorunu”ndan. Terör ve şiddet tepkici milliyetçiliği besliyor, tepkici milliyetçilik toplumsal ayrışmayı körüklüyor, toplumsal ayrışma teröre ve şiddete uygun bir provokasyon zemini hazırlıyor, böylece yapılan terör ve şiddet eylemleri de toplumsal ayrışmayı derinleştiriyor. Sonuçsa, insani alanda yaşanan acılar, trajediler ve adaletsizlikler, çözümsüzlük girdabı, şiddet sarmalı, toplumsal ayrışma, siyasi kutuplaşma ve istikrarsızlık.

Kürt açılımı, hem terör/şiddet hem de toplumsal ayrışma sorununa eşzamanlı ve kalıcı çözümü ürettiği zaman başarılı olacaktır. Şu gerçeği görmemiz gerekiyor: Bugün “Kürt sorununu silahsızlandırılmadan”, diğer bir deyişle terör ve şiddete kalıcı ve inandırıcı son vermeden çözmek mümkün değil. Ama aynı zamanda son dönemlerde yaşadığımız ve gittikçe “yaygınlaşan ve derinleşen Türk-Kürt toplumsal ayrışma sorununa çözüm bulmadığımız sürece” de, ne terör/şiddet sorununa çözümü kalıcı yapabiliriz ne de Kürt açılımını başarılı kılabiliriz. Unutmayalım, gerek İspanya ve İrlanda örneklerine, gerekse de Kanada’da “Quebec sorunu”na baktığımız zaman görüyoruz ki, bu tür sorunlara çözüm, provokasyonlara açık ve gerilimleri içeren bir “süreç”i içeriyor ve terör/şiddette karşı silahsızlandırma da, toplumsal ayrışmaya karşı birlikte yaşama normlarının güçlendirilmeden mümkün olmuyor. Bu nedenle de, terör/şiddetin bitimi ve birlikte yaşama normlarının güçlendirilmesi eşzamanlı olarak başarılmalı ve yaşama geçirilmeli. Uygun ortam, siyasi irade ve toplumsal destek/güven olarak sıralanan bu üç noktada elde edilecek başarı, bizi Kürt sorununa çözümün kalıcı olmasını sağlayacak hukuksal ve siyasi altyapının ve çerçevenin hazırlanması aşamasına da getirecektir. Fakat, unutmayalım ki, tüm bu gerekliliklerin yaşama geçirilmesi için de, sorunun silahsızlandırılması ve birlikte yaşama normlarının güçlendirilmesi önkoşuldur.

Ortak dil

Kürt sorununa çözüme dönük yaygın toplumsal destek ve güven nasıl sağlanabilir? Bu soruya yanıt, “kültürel ve kimlik temelli farklılıklarımız içinde ortak dilimiz olacak, kültürel çeşitlilik içinde siyasal ve duygusal birlikteliğimizi sağlayacak çok kültürlü anayasal vatandaşlık kavramı”, dolayısıyla da, “farklılıklarımız içinde, haklar-özgürlükler-sorumluluklar ekseninde her birimizin ve hepimizin kendisini eşit hissettiği ve bu eşitliğin hem hukuksal olarak güvence altına alındığı hem de gerçek ve güncel yaşamda hissedildiği vatandaşlık anlayışı/rejimi”dir. Terör/şiddet boyutundan, siyasal, ekonomik, kültürel, hukuksal ve insani duruma kadar uzanan çok boyutlu yapısı içinde, esas olarak, “farklı olmanın tanınma siyasetini içeren bir kimlik sorunu” olan Kürt sorununa çözümün anahtarı, yaygın toplumsal destek ve güvenin sağlanmasını yaratacak ortak dilin bulunmasıdır. Ortak dil başlangıç noktası olarak, etik ve ahlaki norm boyutunda, “artık insan acıları olmasın, cenazeler olmasın, ağlayan anneler, çocuklar olmasın, güvenli bir ortamda insanca yaşayalım” istek ve iradesinin güçlü seslendirilmesini gerekli kılarken, kalıcı olmak için de haklar-özgürlükler-sorumluluklar ekseninde kimlikler arası ve içi eşitliği sağlayacak anayasal vatandaşlık ortak kimliğini gerekli kılıyor.

Bu nedenle de, başta bu sorunun çözümünde “öncü kuvvet ve aktör” konumundaki AKP hükümeti olmak üzere, sorunun çözümünde “kilit aktörler” ana muhalefet partisi CHP ve Kürt vatandaşlarımızın çoğunun siyasi temsilcisi olarak parlamentoda bulunan DTP’ye, eğer bu sorunun çözümünü gerçekten istiyorlarsa, çözüm sürecini ortak dil ve ortak kimlik olarak anayasal vatandaşlık üzerine kurmada çok önemli rol ve sorumluluk düşüyor. CHP’nin, bugünün Türkiye’sinde çözüm değil çözümsüzlük yaratacak, birlikte yaşama normlarını zayıflatacak ve Türk-Kürt toplumsal ayrışmasını körükleyecek “Milli kimlik Türk”tür söyleminden vazgeçerek, “çok kültürlü anayasal vatandaşlık zemininde Kürt sorununun çözümünü desteklemesi” gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda hukuksal temeli oluşturmuş 1921 ve 1924 Anayasaları, tüm sorunlarına rağmen, daha o dönemde, farklılıklar arası ortak kimliğin anayasal vatandaşlıkta olduğunu öngörmüş ve vatandaşlık zemininde bir milli kimlik anlayışını anayasaya dahil etmişti. Bu nedenle de, 1921 ve 1924 Anayasaları, milli kimlik ve özgürlük anlayışları içinde, vizyon temelli metinlerdi. Bugün, bu kökten gelen CHP ve başkanı Deniz Baykal’ın, tepkici bir milliyetçilik ve ilkesiz siyaset içinde, bu anayasaların da gerisine düşen etnik bir milli kimlik anlayışını desteklemeleri, çok üzücü. Dahası, bugün CHP’ye oy veren seçmenlerin, Kürt sorununa çözüm isteğini ve talebini de yansıtmıyor. CHP seçmeni, büyük ölçüde, etnik kimlik anlayışına karşı çıkarken, anayasal vatandaşlık ortak kimliği ve anlayışı içinde Kürt sorununa çözümü destekliyor. CHP’ye Kürt açılımı içinde düşen muhalefet görevi, sorunu çözümsüzlüğe iten ve toplumsal ayrışmayı körükleyen etnik kimlik temelli Türklük vurguları değil, tam da aksine Kürt sorununun anayasal vatandaşlık ortak dili içinde ve haklar-özgürlükler-sorumluluklar ekseninde çözümüne katkı vermek ve AKP hükümetini de bu çözüm hattına çekmektir.

Benzer olarak, Kürt sorununun çözüm sürecinin diğer kilit aktörü olan DTP’ye de çok önemli rol ve sorumluluk düşüyor. DTP, bugüne kadar dönemsel olarak öne çıkarttığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kimliklerinden biri, dolayısıyla “asli unsur” olma ya da etnik kimlik temelli milliyetçiliği seslendirme veya Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olarak konuşma yerine, çözüm sürecini Abdullah Öcalan’a indirgeme gibi, sorunun çözümünde toplumsal desteği ve güveni azaltacak, toplumsal ayrışmayı körükleyecek söylemlerden vazgeçmeli. Ve son dönemde gösterdiği kapsayıcı, güven inşa edici teröre ve şiddete karşı siyasi iradeyi devam ettirmelidir. DTP ne kadar anayasal vatandaşlık zemininde oluşacak ortak dile sahip çıkar ve katkı verirse, çözüm sürecinin yaygın toplumsal destek almasına ve provokasyonlara karşı güçlendirilmesine de o kadar destek olacaktır. Bir süreç olarak Kürt açılımının sürekliliği ve başarısı, sorunun silahsızlandırılması ve birlikte yaşama normlarının anayasal vatandaşlık ortak dili içinde güçlendirilmesine bağlıdır. Bu doğru. Ama bu doğrunun yaşama geçmesi de, AKP ve DTP’nin doğru hareket etmelerine ve CHP’nin yaptığı büyük hatayı anlayarak, çözüm sürecine katkı verecek konuma getirilmesine bağlıdır.

E. Fuat Keyman - Radikal

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89