• BIST 103.019
  • Altın 148,318
  • Dolar 3,5321
  • Euro 4,1743
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 14 °C

Davutoğlu: Gülen'le Erdoğan’ın izni doğrultusunda görüştüm

Davutoğlu: Gülen'le Erdoğan’ın izni doğrultusunda görüştüm
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, kamuoyunda sıkça tartışılan 2013'te Fethullah Gülen'le yaptığı görüşmeye, 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu'nun sorularına verdiği yanıtlarda açıklık getirdi.

Eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu, 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu'nun sorularına yazılı olarak yanıtladı. Yanıtlarıyla, "tarihe bir not düşmeyi" ve Türkiye'nin içinden geçtiği günleri gelecek nesillerin daha iyi anlamasına yardımcı olmak için "zihni bir miras olarak bırakmayı" amaçladığını belirten Ahmet Davutoğlu, Gülen örgütüyle ilgili kanaatlerinin 4 aşamadan geçerek netleştiğini söyledi. Gülen örgütünün, 12 Eylül askeri darbesi dönemine kadar giden soru işaretlerinden "barbar bir ihanet çetesine" ulaştığını ifade etti.

(Ahmet Davutoğlu'nun Komisyon'a gönderdiği yanıtın tam metni için tıklayın.)
(Komisyon'un Davutoğlu'na soruları için tıklayın.)

'İslamofobik vesayetçiler'

Davutoğlu, Gülen örgütünün hangi zeminde yükseldiğini anlatırken "İslamofobik vesayetçiler" tanımlamasını kullandı.

"Esasen FETÖ/PDY mensuplarının kendilerini gizleyerek bürokrasiye sızma çabalarının gerçek mâhiyeti, toplumun dini inançlarının sosyal hayattaki tezahürlerini bir tehdit olarak tanımlayarak dindar kişilerin bürokraside yer almasını çeşitli yöntemlerle engelleyen, bu yolda hukuk dışı uygulamalara da başvurmaktan çekinmeyen vesayetçi/darbeci anlayış temsilcilerinin hastalıklı davranışları sebebiyle başlangıçta tam olarak teşhis edilememiştir. Devletin kurumsal yapısına tehdit oluşturabilecek örgütsel yapılarla rasyonel temeller düzleminde mücadele etmek yerine, irtica söylemi üzerinden İslâmi yaşantıyı tehdit olarak gören vesayetçi anlayış, gerektiğinde İslâmi yaşantıdan vazgeçebilen bu yapıyı filtreleyemeyerek örgütsel bağlantıları olmayan mütedeyyin bürokratlarla uğraşmıştır. Bireysel İslâmi yaşantıya sahip bürokratlarla paralel yapı gibi örgütsel bir yapıya mensup bürokratlar arasında ayırım yapamayan İslamofobik vesayetçiler, devlete sızmak için İslâmi yaşantıdan vazgeçme icazeti alan FETÖ mensuplarını fark edemeyerek bürokraside yükselmelerine zemin hazırlamıştır."

"Bu bakımdan vesayetçi/darbeci çizgi, hem İslâm dışına taşan uygulamalarına geniş halk kitleleri nezdinde meşruiyet sağlamak için bir gerekçe hem de kısa yolla tepeden iktidarı ele geçirmek bağlamında örnek aldığı bir model işlevi görmüştür."

"Vesayetçi/darbeci komitaların bu girişimleri FETÖ/PDY’nin kendinden menkûl bir demokrasiyi kurtarma iddiasıyla kendisine meşruiyet alanı açmasını kolaylaştırmıştır."

7 Şubat MİT krizi

Ahmet Davutoğlu Komisyon'a gönderdiği metinde, 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın KCK soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmasıyla yaşanan "7 Şubat MİT krizi"ni de anlattı. Bu hamleyle, o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ve hükümetin "millet adına meşru siyasal süreçler dâhilinde yürüttüğü politikaların" sorgulanmak istediğini belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"MİT Müsteşarı Sayın Fidan, savcılık çağrısının ardından Sayın Başbakanımıza bilgi vermek için aradığında hasbelkader Sayın Başbakanımız ile birlikte aynı arabada İstanbul’da muhterem vaizlerimizden İbrahim Subaşı’nın cenazesinden Ankara’ya dönmek üzere havaalanına gidiyorduk. Sayın Başbakanımız, bu hamleyi yargı bürokrasisinin iktidara siyaset dayatması olarak değerlendirerek, son derece kararlı bir tutumla kesinlikle ifade vermeye gitmemesi talimatını verdi."

"Pandoranın kutusu dersanelerin kapatılmasıyla açıldı"

Davutoğlu, 7 Şubat 2012'deki girişimden sonraki kritik eşiğin ise, dersanelerin kapatılması olduğunu ifade etti. Dersanelerin kapatılmasıyla da "pandoranın kutusunun açıldığını" belirtti.

Fethullah Gülen'le görüşme

Ahmet Davutoğlu, kamuoyunda çokça tartışılan 2013'te Fethullah Gülen'le yaptığı görüşmeye de açıklık getirdi.

"2013 BM Genel Kurulu toplantısına seyahatim öncesinde Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığımız değerlendirmede, bu yapının gittikçe artan bir şekilde Türkiye karşıtı çevrelerce kullanılmaya müsait hâle gelmesi hasebiyle, Gülen’in daha önce yapılan çağrılar çerçevesinde Türkiye’ye getirilerek kontrol altına alınmasının gerekli olduğu kanaatine vardık.

Sayın Başbakanımızla yaptığımız bu değerlendirme neticesinde ve talimatı doğrultusunda, BM Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’de bulunduğum sırada, Gülen’le bir görüşme gerçekleştirdim. Gülen ile Eylül 2013’te gerçekleştirdiğim görüşme kişisel bir tercih sonucunda veya bir yakınlık gösterisi mahiyetinde şahsi bir ziyaret olmayıp Başbakanımız Sayın Erdoğan’ın bilgisi ve izni doğrultusunda, 7 Şubat sonrasında, söz konusu yapı mensuplarının o döneme kadar düşündüğümüz bir sivil topum örgütü olmanın ötesinde, devlet iradesinden bağımsız ve devlet hiyerarşisi dışında bir yapılanma içerisinde olduğu kanaatimizin oluşması üzerine, muhatabına somut mesajları doğrudan iletmek amacına matuftu. Bu görüşmede Sayın Başbakanımızla gerçekleştirdiğimiz istişare çerçevesinde açık bir şekilde gerekli uyarılarda bulundum.

Ülkemize dönüşümde bu görüşmeyi ve edindiğim intibayı Sayın Başbakanımıza aktardım. Bu çerçevede, kendisini samimi görmediğimi, zaman kazanmaya çalışır bir intiba verdiğini ve bu kritik süreçte dikkatli olmamız gerektiğini ifade ettim. Bu görüşme sonrasında, Gülen’in hükümetimize ve ülkemize yönelik operasyonların içinde olduğuna ve bu tutumundan vazgeçme niyetinde olmadığına yönelik kanaatimiz pekişti."

Davutoğlu, bunun dışında Gülen'le hiçbir görüşmesi olmadığının da altını çizdi. (Al Jazeera)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89